T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2005/1548

 

K. 2005/6440

 

T. 16.5.2005

 

• APLİKASYON ( 2. Madde Uygulamasına İtiraz/Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin Kararı İle Taşınmazın Orman Sınırları Dışında Olduğunun Belirlenmesi – Bu Kararın Hazine Açısından Taşınmazın Orman Sınırları Dışında Bulunduğuna İlişkin Kuvvetli Delil Oluşturacağı )

 

• 2. MADDE UYGULAMASINA İTİRAZ ( Aplikasyon – Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin Kararı İle Taşınmazın Orman Sınırları Dışında Olduğunun Belirlenmesi/Bu Kararın Hazine Açısından Taşınmazın Orman Sınırları Dışında Bulunduğuna İlişkin Kuvvetli Delil Oluşturacağı )

 

• KUVVETLİ DELİL NİTELİĞİ ( 2. Madde Uygulamasına İtiraz/Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin Kararı İle Taşınmazın Orman Sınırları Dışında Olduğunun Belirlenmesi – Bu Kararın Hazine Açısından Taşınmazın Orman Sınırları Dışında Bulunduğuna İlişkin Kuvvetli Delil Oluşturacağı )

 

6831/m.2,11

 

ÖZET : Dava, aplikasyon ve 2. madde uygulamasına itiraz niteliğindedir. Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin kararı ile taşınmazın orman sınırları dışında olduğunun belirlendiği, Orman Yönetimi aleyhine kesin hüküm oluştuğu, bu kararın Hazine açısından taşınmazın orman sınırları dışında bulunduğuna ilişkin kuvvetli delil oluşturacağı, taşınmazın kısmen orman sınırları içinde aplikesine ilişkin 1976 yılında yapılan işleme kesin hüküm karşısında değer verilemeyeceği belirlenerek, bu bölümlere ilişkin aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki aplikasyon ve 2. madde uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Davacı Bayram, 08.11.1994 tarihinde kendisine ait Günlükbaşı Köyü 2615 sayılı parselin, orman sınırları dışında bulunduğuna ilişkin Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1958/13 E., 1960/171 K. Sayılı kesinleşmiş kararı bulunduğu halde, orman sınırları içinde alındığı iddiasıyla bu işlemin iptalini istemiştir.

 

Mahkemece, davanın kabulüne, 18.05.1995 tarihli müşterek bilirkişi krokisinde taşınmazın ( B ) ile gösterilen kırmızı taralı 577 m2, ( D ) ile gösterilen yeşil ile taralı 155 m2 ve ( C ) ile gösterilen yeşil ile taralı 1535 m2 bölümlerle ilgili orman kadastrosunun iptaline karar verilmiş, kararı Orman Yönetimi temyiz etmiş, hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27.09.2001 gün ve 2001/6112-6814 sayılı bozma kararında özetle ( Mahkemece, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin kesin hüküm teşkil eden kararı esas alınarak, bu karar ile orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenen ve sonraki orman kadastro işleminde orman sınırları içinde bırakılan ve Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bölümleri yönünden 1974 ve 1989 tarihli orman kadastro işleminin iptaline karar verildiği, hak düşürücü sürenin geçtiğinin gözetilmediği, orman kadastrosu veya orman kadastrosu ile yapılan 2/B madde uygulamaları ya da önce yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ve 2/B madde uygulamalarına karşı, çalışmanın yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan yasa hükümleri gereğince, ilgililere tanınan sürelerde bir itiraz söz konusu olmaz ise bu işlemlerin kesinleşeceği, hukukun hiç kimseye sonsuz sürede başvuru hakkı tanıdığının düşünülemeyeceği, yasa hükümlerinden kaynaklanan hak düşürücü süreler içinde itiraz veya başvuru hakkı ya da geniş anlamıyla dava hakkı kullanılmaz ise, bu sürelerin bitmesinden sonra dava hakkının kullanılamayacağı, başka deyişle, sükutu hak yani dava hakkının düşeceği, hak düşürücü sürelerin dava şartı olduğu, mahkemelerce karşı tarafın itirazı aranmaksızın resen gözetileceği, hak düşürücü süreye tabi dava hakkının, bu sürenin bitmesinden sonra kullanılması halindeyse, başkaca hiçbir araştırmaya girilmeden, ön şartı olan hak düşürücü süreden davanın reddinin gerekeceği, 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesinde düzenlenen dava açma süresi hak düşürücü süre olup, bu sürenin bitmesinden sonra tapuya dayanılarak orman kadastro işlemine karşı, hangi neden ileri sürülürse sürülsün dava açılamayacağı, zira dava şartı olan hak düşürücü sürenin geçtiği, kesin hükmün davanın taraflarını bağlayacağı, bir taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu yönünde, davanın taraflarını bağlayan bir kesin hükmün varlığı halinde, bu yerin tekrar orman olarak sınırlandırılamayacağı, sınırlandırılmış ise bu işlemin geçerli olmayacağı, ne var ki; kesin hükmün, davanın esası görülürken tartışılacak konu olduğu, tartışılabilmesi için dava şartlarının tamam olması gerektiği, dava şartlarının tamam olmadığı hallerde davanın esasına girilemeyeceğinden, kesin hüküm konusunun da tartışılamayacağı, hak düşürücü sürenin dava tarihinde dolduğu ve davacılar yönünden, 1744 Sayılı Yasanın yürürlük döneminde 1974 yılında yapılan orman kadastro işlemine karşı, dava hakkının düştüğü gözetilerek davanın tamamen reddine karar verilmesi ) gereğine değinilmiştir.

 

Mahkemece, davacı tarafın isteğine uygun olarak bozma kararına karşı direnilmiş, Direnme kararının davalı Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine,Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu 03.11.2004 gün ve 2004/20-483-575 sayılı kararıyla ( 1974 yılında yapılan ve 1976 yılında kesinleşen aplikasyon işleminin hak düşürücü süreye kaynak olacak bir kadastro işlemi olmadığı, somut olayda hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği, bu nedenle direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, Ne var ki; özel daire bozma nedenine göre, davalı vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazları incelenmediğinden ) söz edilerek, dosya davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için 20. Hukuk Dairesini gönderilmiştir.

 

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, aplikasyon ve 2. madde uygulamasına itiraz niteliğindedir.

 

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu vardır. Daha sonra, 1976 yılında yapılıp, ekip çalışması 08.12.1976 tarihinde, komisyon çalışması da 09.02.1982 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1986 ve 1989 yıllarında yapılıp, 16.8.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması mevcuttur.

 

İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritalarıyla, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 16.12.1960 gün ve 1958/13-171 sayılı kararı ve ekli krokisinin uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli Günlükbaşı Köyü, 2615 parsel sayılı taşınmazın her ne kadar 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalıyorsa da, Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin sözü edilen kararı ile orman sınırları dışında olduğunun belirlendiği, Orman Yönetimi aleyhine kesin hüküm oluştuğu, bu kararın Hazine açısından taşınmazın orman sınırları dışında bulunduğuna ilişkin kuvvetli delil oluşturacağı, taşınmazın kısmen orman sınırları içinde aplikesine ilişkin 1976 yılında yapılan işleme kesin hüküm karşısında değer verilemeyeceği belirlenerek, bu bölümlere ilişkin aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre,

 

SONUÇ : Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, 16/05/2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2011/13958

 

K. 2012/1836

 

T. 13.2.2012

 

• ORMAN KADASTROSU (2/B Uygulamasına İtiraz – Aplikasyonun Yeni Bir Kadastro İşlemi Olmaması Nedeniyle Yeni Bir Dava Hakkı Vermeyeceği)

 

• GÖREVLİ MAHKEME (Aplikasyon 2/B Uygulaması ve Orman Kadastrosuna İtiraz – 6 Aylık İlan Süresi İçerisinde Açılacak Orman Kadastrosuna ve 2/B Madde Uygulamasına İtiraz Davalarının Kadastro Mahkemesinde Görülmesi Gerektiği)

 

• APLİKASYON (Hak Düşürücü Sürelerin Dolmasından Sonra Kesinleşen Orman Kadastrosunda Yazılı Orman Sınır Noktalarının Yenilenmesi ve Güncellenmesi Niteliğinde Olduğu – 2/B Uygulaması ve Orman Kadastrosuna İtiraz)

 

• 2/B UYGULAMASI (Aplikasyon ve Orman Kadastrosuna İtiraz – Orman Kadastrosuna ve Aplikasyon Uygulamasına İtiraz Süresinden Sonra 10 Yıllık Süre İçerisinde Tapuya Dayanarak Açılacak Davaların Genel Mahkemelerde Görülmesinin Zorunlu Olduğu)

 

6831/m.2/B,11

 

ÖZET : Dava, aplikasyon, 2/B uygulaması ve orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. 6831 sayılı Orman Yasası’nın değişik 11. maddesi uyarınca 6 aylık ilan süresi içerisinde açılacak orman kadastrosuna ve 2/B madde uygulamasına itiraz davalarının kadastro mahkemesinde, itiraz süresinden sonra 10 yıllık süre içerisinde tapuya dayanarak açılacak davaların ise genel mahkemelerde görülmesi zorunludur. Anılan maddede belirtilen hak düşürücü sürelerin dolmasından sonra kesinleşen orman kadastrosunda yazılı orman sınır noktalarının yenilenmesi ve güncellenmesi niteliğinde olan aplikasyonun yeni bir kadastro işlemi olmaması nedeniyle yeni bir dava hakkı vermeyeceği gözetilmelidir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı A. vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Davacılar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak T… ve K… köylerinde yapılan orman kadastrosu sırasında U…, S… ve Y… mevkilerindeki bulunan toplam 130 dönüm miktarındaki taşınmazlarının tamamının, orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu iddia ederek, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemişlerdir. Mahkemece, davanın hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeniyle REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı A. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, T… köyündeki taşınmaza ilişkin olarak altı aylık süre içinde açılan aplikasyon ve 2/B uygulamasına, K… köyünde bulunan taşınmaza ilişkin olarak ise 10 yıllık süre içerisinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.

 

T… köyünde tespit tarihinden önce 6831 sayılı Yasa’ya göre 1985 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2896 sayılı Yasa’yla değişik 2/B uygulaması ile daha sonra 2005 yılında yapılıp 18.02.2008-18.08.2008 tarihleri arasında ilan edilen aplikasyon ve 3302 sayılı Yasa’yla değişik 2/B uygulaması vardır.

 

K… köyünde tespit tarihinden önce 6831 sayılı Yasa’ya göre 31.07.1998 tarihinde yapılıp 22.12.1999-22.06.2000 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa’yla değişik 2/B uygulaması vardır.

 

1) Davacı A. vekilinin bilirkişi raporlarında (A) işaretli ve T… köyü orman tahdidi içinde kalan bölüme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın yörede 1985 yılında yapılan orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu, tahdidin kesinleşmesinin üzerinden 6831 sayılı Yasa’nın 11. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürelerin dolduğu belirlendiğine, 2008 yılında yapılan ve itiraz edilen işlemin ise yeni bir kadastro işlemi olmayıp, kesinleşen orman kadastrosunda yazılı orman sınır noktalarının yenilenmesi ve güncellenmesi niteliğinde olan aplikasyon işlemi olduğu, bu işlemin davacıya yeni bir dava hakkı vermeyeceği gözönüne alınarak yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

 

2) Davacı vekilinin bilirkişi raporlarında (B) işaretli ve K… köyü orman tahdidi içinde kalan bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; incelenen dosya kapsamına göre, orman sınırı dışına çıkarılması istenen taşınmaz bölümünün K… köyünde yapılıp 23.06.2000 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı anlaşılmıştır. 6831 sayılı Orman Yasası’nın değişik 11. maddesi uyarınca 6 aylık ilan süresi içerisinde açılacak orman kadastrosuna ve 2/B madde uygulamasına itiraz davalarının kadastro mahkemesinde, itiraz süresinden sonra 10 yıllık süre içerisinde tapuya dayanarak açılacak davaların ise genel mahkemelerde görülmesi zorunludur. Somut olayda; 6 aylık itiraz süresi geçtiğine ve 10 yıllık süre içerisinde dava açıldığına göre, tapuya dayalı olarak açılıp açılmadığının değerlendirilmesinde genel mahkemeler görevlidir. Değinilen yön gözetilmeden çekişmeli taşınmazın (B) bölümü yönünden işin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir.

 

SONUÇ : 1) Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı A.’in çekişmeli taşınmazın (A) bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 6100 sayılı Yasa’nın geçici 3. maddesi göndermesiyle 1086 sayılı HYUY’nin 438. maddesi gereğince ONANMASINA,

 

2) Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı A.’in çekişmeli taşınmazın (B) bölümüne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden BOZULMASINA, 13.02.2012 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2005/4826

 

K. 2005/10295

 

T. 26.12.2005

 

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( İlk Tahdit Haritası Yerine Hatalı Uygulamayı İçeren Aplikasyon Haritasının Esas Alınması Suretiyle Uygulama Yapan Bilirkişi Raporlarına Dayanılarak Hüküm Kurulamayacağı )

 

• İLK TAHDİT HARİTASI ( Yerine Hatalı Uygulamayı İçeren Aplikasyon Haritasının Esas Alınması Suretiyle Uygulama Yapan Bilirkişi Raporlarına Dayanılarak Hüküm Kurulamayacağı )

 

• APLİKASYON HARİTASI ( Tapu İptali ve Tescil – İlk Tahdit Haritası Yerine Hatalı Uygulamayı İçeren Aplikasyon Haritasının Esas Alınması Suretiyle Uygulama Yapan Bilirkişi Raporlarına Dayanılarak Hüküm Kurulamayacağı )

 

6831/m.2/B

 

ÖZET : Dava, tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir. İlk tahdit haritası yerine hatalı uygulamayı içeren aplikasyon haritasının esas alınması suretiyle uygulama yapan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.

 

DAVA : Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Kadastro sırasında Yenibağarası Köyü 1635 parsel sayılı 108395 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın kesinleşen tahdit içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dava konusu parselin AR14362 m2′lik bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava, tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir.

 

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 13.07.1948 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 14.05.1980 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması vardır. 3302 Sayılı Yasaya göre 03.09.1991 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.

 

Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; ilk tahdit 4785 Sayılı Yasa da dikkate alınarak 3116 Sayılı Yasaya göre 1948 yılında kesinleşmiştir. Daha sonra 1980 yılında yapılan aplikasyon haritası 1948 yılında yapılan ilk tahdit haritasına çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri içeren orman sınır noktaları açı ve istikamet yönünden hiç benzememektedir. Esasen; aplikasyon işlemi yeniden yapılan bir orman kadastro işlemi olmayıp, önceden yapılıp kesinleşen tahditteki orman sınır noktalarının yerlerinin haritasına aplike etmek suretiyle belirlemek; ayrıca, çalışma tutanağı ile harita arasında bir çelişki bulunduğu takdirde orman kadastro yönetmeliğinin 54. maddesine göre hazırlanana teknik izahnamenin 49. maddesine göre de, çalışma tutanaklarındaki açı ve ölçü değerlerini esas alarak OTS noktalarının belirlenmesi ve numaralandırmanın yeniden ihya edilmesi amacını güder. Yoksa; aplikasyon işlemi yeni baştan yapılan bir orman kadastro işlemi olmadığı gibi, ilk tahdit haritasına da aykırı olamaz. Bir örneği dosyada bulunan ilk tahdit haritasında çekişmeli taşınmazın da bulunduğu bölümü içeren 542, 543, 544, 545 ve 546 OTS noktalarını içeren hat, kuzeyden güneye istikamette Boztepe Tepesine doğru seyrettiği halde, mahkemece hükme dayanak alınan ve üç ayrı keşifte dinlenen uzman bilirkişi ve bilirkişiler kurulunun düzenledikleri ve uygulamaya esas aldıkları rapor ekindeki 1978 ve 1991 tarihli tahdit haritasında bu hat 542 OTS’den 543 OTS ve güney batı istikamette, yine 543 OTS’den 544 OTS’ye kuzeyden güney doğru istikamette seyrettiği, yine 544 OTS’den 545 OTS’ye ise tam 90 derece kırılarak doğudan batıya doğru seyretmektedir. Raporlarda bu açık çelişkinin nedeni üzerinde durulmadığı gibi, bilirkişilerin ilk tahdit haritası ile 1978 yılı aplikasyon haritası konusundaki yorumlarda pek inandırıcı değildir. İlk tahdit haritası ile aplikasyon haritasının çekişmeli halinde; kural olarak; ilk tahdit haritası esas alınmalıdır. Somut olayda; ilk tahdit haritasının uygulanması halinde ise, OS noktası çekişmeli taşınmazlara güney sınırdaki köşesine kadar inmektedir. 546 orman sınır noktasından kırılarak kuzeybatı istikamette 550 orman sınır noktasına kadar gittiği kabul edildiğinde çekişmeli taşınmazın tamamının ilk tahdit haritası içeresinde kaldığı açıkça görülmektedir. Bu nedenle; 544 orman sınır noktasının 90 derece batı istikamette aplikasyonda kırılmasının nedeni hukuken inandırıcı şekilde açıklanmalıdır. Buraya ilişkin bir mahkeme kararının bulunduğunun ileri sürülmesi halinde bu ilam getirtilip uygulanmalı, haritasına işlenip işlenmediği ayrıca izah edilmelidir.

 

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, ilk tahdit haritası yerine hatalı uygulamayı içeren aplikasyon haritasının esas alınması suretiyle uygulama yapan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu nedenle; yukarıda izah edilen açıklamalar dikkate alınarak mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır ( OTS ) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 26.12.2005 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

14. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2000/4864

 

K. 2000/5096

 

T. 18.9.2000

 

• TESCİL TALEBİ ( Aplikasyon Hatası Nedeniyle Davacı Taşınmazı Kapsamında Kalan Bir Miktar Yere Bina Yapılması Nedeniyle Bedeli Karşılığı tescil Talebi )

 

• BAŞKASININ ARSASINA TECAVÜZ EDEN İNŞAAT ( Temliken Tescil İstemi )

 

• TEMLİKEN TESCİL İSTEMİ ( Başkasının Arsasına Tecavüz Edilip Oraya Bina Yapılması )

 

• BİNA SAHİBİNİN ARSAYI TEMELLÜK EDEBİLMESİ ( Binanın İyiniyetle Yapılması ve Bina Değerinin Zemin Değerinden Yüksek Olmasının Gerekmesi )

 

• APLİKASYON HATASI ( Davacının Taşınmazı Kapsamında Kalan Yerin Davalı Taşınmazı İçerisinde Gösterilmesi Bu Yer Üzerinde de Davacı Tarafça Bina Yapılması )

 

743/m.650, 651

 

3402/m.41

 

ÖZET :Davacı aplikasyon hatası nedeniyle kendi taşınmazı kapsamında kalan bir miktar yerin davalı taşınmazı içerisinde gösterildiğini, bu yer üzerine de bina yaptığını ileri sürerek bedeli karşılığı tescil talep etmiştir. Bu haliyle dava Medeni Kanunun 650. ve devamı maddelerinde düzenlenen temliken tescil isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda, tescil kararı verebilmek için subjektif ve objektif koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani binanın iyi niyetle yapılmış olması ve bina değerinin zemin değerinden fazla olması gerekir.

 

DAVA : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.1.1995 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 10.12.1998 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

 

KARAR : Davacı, 510 parsel sayılı taşınmazından 1 metre genişliğindeki yerinin kuzey komşusu 545 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kaldığım, bunun aplikasyon hatasından kaynaklandığını ileri sürerek üzerinde binası olan ve 545 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kalan bu yerin gerekirse bedelini de ödemek koşuluyla tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.

 

Davalı, davanın reddine savunmuştur.

 

Mahkemece, istemin 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca düzeltme isteğine ilişkin olduğu bu tür düzeltmelerinde Kadastro Müdürlüğünce yapılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

Hükmü davacı temyize getirmiştir.

 

Bir davada olayları anlatmak taraflara hukuki nitelemeyi yaparak uygulanacak kanun maddesini saptama görevi ise hakime aittir. ( HUMK. madde 76 ). Davacı aplikasyon hatası nedeniyle kendi taşınmazı kapsamında kalan bir miktar yerin davalı taşınmazı içerisinde gösterildiğini, bu yer üzerine de bina yaptığını ileri sürerek bedeli karşılığı tescil talep etmiştir. Bu haliyle dava Medeni Kanunun 650. ve devamı maddelerinde düzenlenen temliken tescil isteğine ilişkindir.

 

Bu tür davalarda, tescil kararı verebilmek için subjektif ve objektif koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani binanın iyi niyetle yapılmış olması ve bina değerinin zemin değerinden fazla olması gerekir.

 

Somut olayda;

 

Davacıya ait taşınmaz ve davalıya ait taşınmazlar tevhid ve ifraz sonucu oluşmuş ve davacının taşınmazının mevcut çap durumu 1970 yılında kesinleşmiştir. Davacı 1982 yılında satın alma yoluyla malik olmuş ve taşınmaz üzerindeki taşkın binayı da bu tarihten sonra yapmıştır. Bu durumda subjektif koşulun gerçekleştiğinden söz edilemez. Kaldı ki, zemin değeri de bina değerinden fazladır. Yani Medeni Kanunun 651. maddesi uyarınca temliken tescil isteminin koşulları oluşmamıştır.

 

Mahkemece, Medeni Kanunun 651. maddesi uyarınca deliller toplanmış, araştırma ve inceleme yapılmış ise de, davamnın istemi aplikasyon hatasının düzeltilmesi şeklinde değerlendirilerek 3402 Sayılı Yasanın 41. maddesi uyarınca düzeltme istenebileceğine karar verilmiştir. Anılan madde uyarınca düzeltme yapabilmek için mülkiyet nakline sebebiyet vermemek gerekir. Nitekim Kadastro Müdürlüğü de bu nedenle işlem yapmamıştır. İstemin tapu iptali ve tescile yönelik olduğu gözetilmeden adli yargıda yapılacak işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak, hüküm sonucu itibarıyla usul ve yasaya uygun olduğuna HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının gerekçesi açıklandığı şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

 

SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle, yerel mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 18.9.2000 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2003/11559

 

K. 2004/332

 

T. 29.1.2004

 

• ORMAN KADASTROSUNUN KESİNLEŞTİĞİ YER ( Hukuki Durumu O Yer İle İlgili Tüm Orman Kadastro Tutanakları ve Haritalarının Yasa ve Yönetmelikte Belirlenen Yöntem İle Uygulanması Sonucu Belirleneceği )

 

• KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ( Kesinleşmiş Orman Sınırları Değiştirilerek Yapılan Aplikasyon ve Bu İşlem Sonucunda Düzenlenen Tahdit Haritasının Hukuken Geçerliliğinin Söz Konusu Olamayacağı )

 

• APLİKASYON İŞLEMİ ( Orman Kadastrosu Olmadığı – Kesinleşmiş Orman Sınırlarının Daraltılamayacağı )

 

• 2/B UYGULAMASI ( Orman Kadastrosu Daha Önceden Yapılmış Olan Yerlerde )

 

6831/m.1,2/B

 

ÖZET : Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu o yer ile ilgili tüm orman kadastro tutanakları ve haritalarının yasa ve yönetmelikte belirlenen yöntem ile uygulanması sonucu belirlenir.

 

Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2/B madde uygulaması sırasında, bağlantı kurulacak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur ( 2.9.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin 44. md. ). Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları daraltılamaz. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz.

 

DAVA : Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın kabulü yolunda kurulan hükmün Yargıtay’ca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Kadastro sırasında Esenköy 3438 ve 3439 parsel sayılı sırasıyla 1106.39 ve 1100 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğiyle 3438 parseli Selver ve Havva tarafından 3439 parselin de Emine ihya edildiği ve zilyetlik edinme koşulları tam oluşmadığından Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılardan Selver ve Havva 3438 Emine ve 3439 parsellerin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adlarına tapuya tescili iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece davaların kabulüne ve dava konusu 3438 parselin Selver ve Havva 3439 parselin de Emine adına tapuya tesciline, Orman Yönetimi ve Köy tüzelkişiliğine karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

 

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1982 yılında yapılan aplikasyon ve 1985 yılında yapılı 21.5.1986 tarihinde ilan edilen, 1988 yılında yapılıp 1.2.1989 yılında ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulamaları vardır.

 

Hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazların kesinleşmiş orman sınırları dışında bulunduğu bildirilmiş ve fen elemanı bilirkişi ile müşterek düzenlenen orman sınır hattına irtibatlı krokide çekişmeli parseller orman sınırları dışında gösterilmişse de; bilirkişilerin hükme dayanak yapılan krokileri yeterince orman sınır noktası içermediğinden denetime açık olmadığı gibi, bilirkişilerin 1986 ve 1989 yıllarında kesinleşen orman sınırlarının aplikasyonuna ilişkin haritayı uyguladıkları, bu haritadaki 10345,10346 ve 10347 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile 1948 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritasındaki aynı orman sınır noktalarını birleştiren orman sınır hattı arasında çıplak gözle görülür biçimde farklılık bulunduğu aplikasyon işlemi yapılırken 1948 yılı tahdidine orman sınır noktalarının yerleri, açıları ve mesafeleri bakımından uyulmadığı, bilirkişilerin bu çelişkiler açıklanmadığı halde, mahkemece bu çelişkiler üzerinde durulmamıştır.

 

Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki durumu o yer ile ilgili tüm orman kadastro tutanakları ve haritalarının yasa ve yönetmelikte belirlenen yöntem ile uygulanması sonucu belirlenir.

 

Aplikasyon; orman kadastrosu daha önceden yapılmış olan yerlerde, 2/B madde uygulaması sırasında, bağlantı kurulacak gerekli orman sınır noktalarının yerlerinin arazide belirlenip ihya edilmesinden ibaret olup bu belirleme ve ihya sırasında önceden kesinleşen orman sınır noktalarının aynı yerlerine konulması zorunludur ( 2.9.1986 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması hakkındaki Yönetmeliğin 44. md. ). Aplikasyon işlemi orman kadastrosu değildir. Aplikasyonla kesinleşmiş orman sınırları daraltılamaz. Kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerliliği söz konusu olamaz.

 

Bu nedenlerle, mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 1948 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen ilk orman tahdit haritası, tutanakları ve kadastro paftası sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, zeminde bulunacak ilk tesis edilen orman sınır noktasından hareketle tutanaklarda yazılı açı ve mesafeler okunarak ve ölçülerek çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki 10336 ila 10349 numaralı orman sınır noktaları birer birer zeminde bulunmalı ve yeri işaretlenmeli, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunamaması halinde nedenleri üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri ve yer değiştirip değiştirmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, tereddütsüz olarak zeminde yeri saptanabilen en yakın sabit orman sınır noktalarından hareketle, yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup, 1948 orman kadastrosunda uygulanan yöntem ve araçlar ile ölçülerek orman sınır noktaları birer birer bulunup zeminde işaretlenmeli, 1948 tahdit haritası zemine uygulandıktan sonra 1986 ve 1989 yıllarında kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde çalışmasından sonra oluşturulmuş olan harita bu çalışmalarda uygulanan yöntem ve araçlar ile yerine uygulanmalı, çekişmeli taşınmazların bu orman sınır hatlarına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, haritalar arasındaki farklılığın nereden kaynaklandığı belirlenmeli, bilirkişi kuruluna, uygulanan tüm haritaların ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlettirilerek, çekişmeli taşınmazların 1948 yılındaki 3116 sayılı Yasaya göre yapılmış orman kadastrosundan oluşturulan 10336 ila 10349 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ve 1986 ve 1989 yıllarında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile oluşturulan ve aynı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattına göre çekişmeli taşınmazların konumunu gösteren, orman sınır hatları ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli, bilimsel verileri bulunan rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yetersiz araştırma ve incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.1.2004 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2008/623

 

K. 2008/4389

 

T. 20.3.2008

 

• TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI ( Aplikasyon İşleminin Yeni Bir Kadastro İşlemi Olmadığı/Bu İşlem İle Orman Sınır Hatlarının Değiştirilemeyeceği – Konusunda Uzman Bilirkişilerce Yeniden Keşif Yapılacağı )

 

• APLİKASYON İŞLEMİ ( Tapu İptali ve Tescil Davası – Aplikasyon İşleminin Yeni Bir Kadastro İşlemi Olmadığı/Bu İşlem İle Orman Sınır Hatlarının Değiştirilemeyeceği )

 

• KEŞİF ( Tapu İptali ve Tescil Davası – Aplikasyon İşleminin Orman Sınır Hatlarını Değiştiremeyeceği/Konusunda Uzman Bilirkişilerce Yeniden Keşif Yapılacağı )

 

• ORMAN SINIR HATTI ( Tapu İptali ve Tescil Davası – Aplikasyon İşleminin Orman Sınır Hatlarını Değiştiremeyeceği/Konusunda Uzman Bilirkişilerce Yeniden Keşif Yapılacağı )

 

6831/m.7

 

Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik

 

ÖZET : Dava, tapu iptali ve tescili niteliğindedir. Aplikasyon işlemi yeni bir kadastro işlemi olmayıp kesinleşen orman kadastrosunda yazılı orman sınır noktalarının yenilenmesi işlemidir. Yörede yapılan aplikasyon işlemi ile daha önceki orman sınır hatlarının değiştirilemeyeceği, daraltılamayacağı ve genişletilemeyeceği göz önüne alınarak ilk yapılan orman kadastro işlemine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği düşünülmelidir. Önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

 

DAVA : Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine açılan davada Aşağıçayır köyü 400 parsel sayılı 3500 m2 yüzölçümündeki davalılar adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın yörede yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmasında kısmen orman sınırları içinde kaldığı iddiası ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili talebi ile dava açmıştır. Mahkemece de reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava, tapu iptali ve tescili niteliğindedir.

 

Yörede 1973 ve 1988 yılında yapılan orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.

 

Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın yörede yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmasında kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer olduğu iddiası ile tapu kaydının iptalini ve Hazine adına tescilini istemektedir. Mahkemece, uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor esas alınarak çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı kabul edilerek davanın reddi yolunda hüküm kurulmuştur. Ancak, yapılan araştırma hükme yeterli değildir. Zira, dosya içinde bulunan ve değişik tarihlerdeki orman tahdit haritaları şeklen birbirinde farklı olmasına rağmen uzman bilirkişilerce bu husus üzerinde durulmamış, her iki tahdit haritasına göre taşınmazın tahdit dışında kaldığı açıklanmış, orman kadastra haritası ile kadastro çapının ölçekleri eşitlenerek çakıştırma yapılmamıştır. Bunlardan ayrı olarak; dava, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile açıldığına göre önce çekişmeli taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı hususunda araştırılma yapılması, bu inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı veya zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olduğu saptandığında ise davalılar yararına 3402 sayılı yasanın 14 ve 17 maddesindeki koşulların oluşmuş olup olmadığının araştırılması gerekirdi.

 

Kural olarak; bir yerde, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrasu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenecektir.

 

Aplikasyon işlemi yeni bir kadastro işlemi olmayıp kesinleşen orman kadastrosunda yazılı orman sınır noktalarının yenilenmesi, başka bir anlatımla güncelleştirilmesinden ibarettir. Yörede 1988 yılında yapılan çalışmanın sadece bir aplikasyon işlemi olduğu saptandığında aplikasyon işlemi ile daha önceki orman sınır hatlarının değiştirilemeyeceği, daraltılamayacağı ve genişletilemeyeceği göz önüne alınarak ilk yapılan orman kadastro işlemine göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği düşünülmelidir.

 

Bu nedenle; mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1973 ve 1988 yıllarında yapılan orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, askı ilan tutanakları ile renkli orijinaline uygun olarak çıkarılmış orman tahdit haritalarının istenmesi ve dosyaya konulması, yörede 1971 yılında yapılan arazi kadastro çalışması sonucunda oluşan ilk kadastro çapı ilgili yerlerden istenmeli, daha sonra ise önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, 1973 ve 1988 yıllarında orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu 1971 yılında düzenlenen genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfı izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmelidir.

 

Ancak;

 

Yukarıda belirtilen şekilde yapılacak inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı belirlendiğinde ise davacı Hazine, taşınmazın öncesinin orman olduğu ve bu niteliği nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olduğu iddiası ile dava açtığına göre, dava konusu taşınmazın yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması gerekir.

 

Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli ve 1960lı yıllara ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, uzman orman ve ziraat mühendisleri ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, saIt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmaz üzerinde varsa ağaçların yaşları, cinsleri, dağılımları, adetleri açıklanmalı, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli ( renkli fotokopi ) memleket haritasının ölçeği kadastro partası ölçeğine, yine kadastro partası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.

 

Çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırı dışında kalıp da 1960′lı yıllara ait memleket haritası, hava fotoğraflarında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer saptanarak, uzman bilirkişilerden bunu gösteren rapor ve kroki istenmeli, bu tarihlerdeki memleket haritası ve hava fotoğraflarında çekişmeli yerin henüz hiç işlenmemiş durumda olduğunun saptanması halinde o tarihlerde henüz zilyetlik olgusunun başlamadığı ve dolayısıyla tesbit tarihine kadar zilyetlikle kazanma süresinin dolmadığı düşünülmeli, bu belgelerde dava konusu taşınmazların kullanılmakta olan yerler olduğu belirlendiği takdirde, hava fotoğrafı ve memleket haritasındaki görünüm ve rumuzlara eylemli duruma göre devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazın tamamının veya bir kısmının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yer olması halinde Hazinenin davası kabul edilmeli; böylesine yapılacak uygulama ve araştırma sonunda, çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında ve ayrıca devletin hüküm ve tasarrufu altında öncesi ve halen orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, davalı gerçek kişilerin bu yeri Hazineye karşı 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanıldığını kanıtlaması gerekeceğinden, öncelikle hava fotoğrafı ve memleket haritasındaki görünüm ve rumuzlara eylemli duruma göre devletin hüküm ve tasarrufu altında ve orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazın tamamının veya bir kısmının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yer olması halinde 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki zilyetlikle kazanılmayacak yer olduğu gözönünde bulundurularak Hazinenin davası kabul edilmeli; öncelikle davalılardan zilyet tanıkları bildirmesi, daha sonra da Hazineden karşı delilleri istenerek, keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının beyanlarına başvurularak çekişmeli taşınmaza revizyon gören 1444 ve 1447 nolu vergi kayıtları mahalline uygulanarak kapsamı belirlenmeli, hudutta orman niteliğinde taşınmaz bulunduğuna göre sözkonusu vergi kayıtlarının miktarı ile geçerli olup olmadığı, miktar fazlasının huduttaki ormanlık alandan açılıp açılmadığı düşünülmeli; komşu taşınmazlara ilişkin varsa dayanak vergi veya tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazı ne olarak gösterdiği araştırılmalı, varsa imar-ihyanın ne zaman başlayıp, hangi tarihte tamamlandığı; bundan sonra, varsa sürdürülen zilyetliğin nasıl ve kaç yıl olduğu ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı konuları sorularak, kendilerinden maddi olaylara dayalı bilgi ve ziraat mühendisinden, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı ve kullanım biçim ve süresi konularında ilmi verilere dayalı rapor alınmalı; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki 40-100 dönüm kısıtlama araştırması yöntemine uygun yapılmalı; bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 20.03.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2001/6427

 

K. 2001/7189

 

T. 8.10.2001

 

• KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ( Taşınmazın 2/B Madde Uygulaması Nedeniyle Hazine Adına Tesbiti )

 

• 2/B MADDE UYGULAMASI ( Kesinleşen Orman Kadastrosu – Aplikasyon )

 

• APLİKASYON UYGULAMASI ( Taşınmazın Bölümleri – Ormandan Açma Suçundan Mahkumiyet )

 

• DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ ( Çelişkili Kararların Verilmemesi – İnfaz Sırasında Tereddüt Yaratılmaması )

 

• ÇELİŞKİLİ KARARLAR ( Aynı Parseller Hakkında Açılan Davalar )

 

1086/m.45

 

6831/m.2/B

 

ÖZET : Orman Yönetiminin açtığı davalar aynı parsele ilişkindir. Çelişkili kararların verilmemesi ve infaz sırasında tereddüt yaratılmaması bakımından aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi usul hükmü gereğidir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda, davanın reddi yolunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Kadastro sırasında Çeşmeköy Köyü 101 ada 900 parsel sayılı 25569,22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 2/B madde uygulaması nedeniyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, orman olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

 

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1977 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Yasaya göre yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.

 

Davacı Orman Yönetimi, 2/B madde uygulama sahası olması nedeniyle Hazine adına tespit edilen 900 parsel numaralı taşınmazın ayrı ayrı bölümleri için kişilerin ormandan açma suçundan mahkum olduklarını bildirilerek bu yerlerin orman sınırı içine alınması isteğiyle mahkemenin 2001/7-8-9 esas numaralarına kaydedilen davaları açmıştır. Mahkemece sözü edilen dava dosyaları birleştirilmeden davanın reddine karar verilmiştir.

 

Orman Yönetiminin açtığı yukarıda esas numaraları yazılı davalar aynı parsele ilişkindir. Çelişkili kararların verilmemesi ve infaz sırasında tereddüt yaratılmaması bakımından aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi esasen usul hükmü gereğidir. O halde, Çeşme Köyü 900 numaralı parsel hakkında açılan 2001/7-8-9 esas numaralı dava dosyaları ile aynı parsel hakkında açılan başka dava dosyaları da varsa H.U.M.Y.’nın 45. maddesi uyarınca davalar birleştirildikten sonra deliller birlikte toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 08/10/2001 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2005/3911

 

K. 2005/8035

 

T. 20.6.2005

 

• APLİKASYON UYGULAMASINA İTİRAZ ( Çekişmeli Parselin Hatalı Aplikasyon İşlemi Sonucu Değil Baştan Beri İlan Edilerek Kesinleşen Orman Kadastrosu Dışında Bulunduğu – Tapu İptali ve Tescil Davalarının Kadastro Mahkemesinde Görülemeyeceği )

 

• KESİNLEŞEN ORMAN KADASTROSU DIŞINDA BULUNAN TAŞINMAZ ( Yeniden Yapılacak Orman Kadastrosu İle Orman Sınırları İçine Alınabileceği ya da Yine Koşulları Varsa Devletin Hüküm ve Tasarrufundaki Yer İddiasıyla Maliye Hazinesi Tarafından Dava Açılabileceği )

 

• ORMAN SINIRLAMASINA İTİRAZ ( Parselin Hatalı Aplikasyon İşlemi Sonucu Değil Baştan Beri İlan Edilerek Kesinleşen Orman Kadastrosu Dışında Bulunduğu – Tapu İptali ve Tescil Davalarının Kadastro Mahkemesinde Görülemeyeceği )

 

• GÖREV ( Aplikasyon Uygulamasına İtiraz – Parselin Hatalı Aplikasyon İşlemi Sonucu Değil Baştan Beri İlan Edilerek Kesinleşen Orman Kadastrosu Dışında Bulunduğu/Tapu İptali ve Tescil Davalarının Kadastro Mahkemesinde Görülemeyeceği )

 

6831/m.2/B,7

 

ÖZET : Dava, altı aylık süre içinde açılan aplikasyon uygulamasına itiraz niteliğindedir. Temyize konu davanın askı ilan süresi içinde aplikasyon işlemine karşı açıldığı, yapılan uygulamada, çekişmeli parselin hatalı aplikasyon işlemi sonucu değil, baştan beri ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu dışında bulunduğu, bu tür yerler hakkında Orman Genel Müdürlüğü tarafından ilan süresi içinde açılacak tapu iptali ve tescil davalarının Kadastro Mahkemesinde görülemeyeceği, koşulları varsa, “Herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış” olması nedeniyle yeniden yapılacak orman kadastrosu ile orman sınırları içine alınabileceği ya da yine koşulları varsa devletin hüküm ve tasarrufundaki yer iddiasıyla Maliye Hazinesi tarafından dava açılabileceği gözönünde bulundurularak, Kadastro Mahkemesince davanın görev yönünden reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

 

DAVA : Taraflar arasındaki orman sınırlamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Davacı Orman Yönetimi, 24.10.1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sırasında Çandarlı Köyündeki 1020 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman sınırı dışında olduğunu, 6831 Sayılı Yasa hükmüne göre 17.09.2003 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve ( 2/B ) uygulaması sonucu hatalı işlemle taşınmazın tamamının orman alanı dışında bırakıldığını, işlemin iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan aplikasyon uygulamasına itiraz niteliğindedir.

 

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Çandarlı Beldesinde 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 24.10.1945 tarihinde ilana çıkartılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin orman sınırı dışında bırakıldığı ve Orman Genel Müdürlüğünün 12.04.2001 tarihinde 591 sayılı iş emri ile 30.10.2001 tarihinde “Çandarlı Beldesi sınırları içinde bulunan ve 1945 yılında 3116 ve 4785 Sayılı Yasalara göre yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ve 6831 Sayılı Yasanın 3302 Sayılı Yasayla değişik 2/B madde uygulama çalışmaları yapmak üzere” görevlendirilen orman kadastro komisyonu, 30.10.2001 tarihli 1 numaralı işe başlama tutanağı ile işe başlayarak 2 ila 6 sayılı aplikasyon 7, 8 ve 9 numaralı tutanaklarla 2/B madde, 04.10.2001 tarihli tutanakla işi bitirme tutanağı düzenlendiği ve 18.07.2003 tarihli 11 numaralı şekli ve hukuki noksanlıkları giderme tutanağında tahdit dışında kalan taşınmazların vasıf tayini yapılamayacağı açıklandıktan sonra 25.07.2003 tarihinde 12 numaralı sonuçlandırma tutanağı düzenlenip, yapılan işlem sonuçları 17.09.2003 tarihinde askı ilanına çıkartıldığı, temyize konu davanın askı ilan süresi içinde aplikasyon işlemine karşı açıldığı, yapılan uygulamada, çekişmeli parselin hatalı aplikasyon işlemi sonucu değil, baştan beri 24.10.1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu dışında bulunduğu, bu tür yerler hakkında Orman Genel Müdürlüğü tarafından ilan süresi içinde açılacak tapu iptali ve tescil davalarının Kadastro Mahkemesinde görülemeyeceği, koşulları varsa, 05.11.2003 gün ve 4999 Sayılı Yasayla değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince “Herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış” olması nedeniyle yeniden yapılacak orman kadastrosu ile orman sınırları içine alınabileceği ya da yine koşulları varsa devletin hüküm ve tasarrufundaki yer iddiasıyla Maliye Hazinesi tarafından dava açılabileceği gözönünde bulundurularak, Kadastro Mahkemesince davanın görev yönünden reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre;

 

SONUÇ : Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 20.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2009/4775

 

K. 2010/1542

 

T. 10.2.2010

 

• KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ DAVASI ( Dava Konusu Taşınmazın Kadastro Sırasında Kazandırıcı Zamanaşımı Zilyetliği Nedeniyle Davalı Adına Tespiti/Çelişkili Bilirkişi Raporu – Tahdit Haritası ile Çelişen Krokiye Dayalı Olarak Hüküm Kurulamayacağı )

 

• ÇELİŞKİLİ BİLİRKİŞİ RAPORU ( Hükme Esas Alınan Raporda Tahdit Haritası ile Gidiş Dönüş Yönü Açı ve Mesafe Değerleri İtibariyle Uyumsuzluk Bulunduğu/Hükme Esas Alınamacağı – Kadastro Tespitine İtiraz Davası )

 

• KADASTRONUN UYGULAMASI HAKKINDAKİ YÖNETMELİK ( Orman Kadastro Harita ve Tutanakları ile Aplikasyon ve 2/B Madde Harita ve Tutanakları Arasındaki Uyumsuzluğun Yönetmelikler ve Teknik İzahnameler Çerçevesinde Düzeltilmesi Gereği )

 

• APLİKASYON VE 2/B MADDE UYGULAMASI ( Orman Kadastro Harita ve Tutanakları ile Aplikasyon ve 2/B Madde Harita ve Tutanakları Arasındaki Uyumsuzluğun Yönetmelikler ve Teknik İzahnameler Çerçevesinde Düzeltilmesi Gereği )

 

• KAZANILMIŞ HAK ( Aleyhteki Kararı Davalı Temyiz Etmediğinden Orman Yönetimi Yararına Oluşan Usuli Kazanılmış Hakkın Gözetilmesi Gerektiği – Oluşacak Sonuca Göre Karar Verileceği/Kadastro Tespitine İtiraz Davası )

 

3116/m. 2

 

6831/m. 49

 

ÖZET : Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.Kadastro sırasında dava konusu taşınmaz senetsiz ve belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği sebebiyle kargir tek katlı ev ve tarla niteliği ile davalı adına tespit edilmiştir. Mahkemece, hükme dayanak yapılan uzman bilirkişi raporunda tahdit haritası ile gidiş yönü, açı ve mesafe değerleri itibariyle uyumsuzluk bulunmaktadır. Tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz. Öncelikle orman kadastro haritalarının yapımında kullanılan eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları bulundukları yerlerden getirtilmeli, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda yörede aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının yapıldığı belirtildiğinden çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının yapılıp yapılmadığı yapılmış ise aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkartma işlemlerine ait işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarını askı ilan tutanakları ile orijinalinden renkli aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma haritaları orman yönetiminden sorulup istenilmelidir. Uygulamalarla ilgili konumların ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, davaya konu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek ve çekişmeli taşınmazın X ve Y değerlerini gösterir biçimde koordinatlı müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek ve aleyhteki kararı davalı kişi temyiz etmediğinden orman yönetimi yararına oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükümün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Kadastro sırasında Gökben Köyü 111 ada 3 parsel s. 2.119,28 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği sebebiyle kargir tek katlı ev ve tarla niteliği ile davalı M. G. adına tespit edilmiştir.

 

Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın 1948 yılında 3116 s.kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası içerisinde kaldığı, aplikasyon sırasında 1948 yılında yapılan ilk tahdit haritasına uyulmadığı, davaya konu taşınmazın orman tahdit haritası içerisinde kalan bölümünün tespitinin iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davaya konu taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek orman ve fen bilirkişi tarafından ortak düzenlenen krokili raporda ( A ) ile işaretlenen 1.051,55 m2 yüzölçümlü bölümünün orman niteliği ile Hazine adına, ( B ) ile işaretlenen 1.067,73 m2 yüzölçümlü kesiminin tarla niteliği ile davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı orman yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

 

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit gününden önce 3116 S.Kanuna göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra yapılıp kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.

 

Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişi tarafından ortak yapılan hat uygulamasında 10582 – 10583 – 10584 – 10585 – 10586 – 10587 – 10588 – 10589 – 10590 – 10591 – 10592 – 10593 – 10594 – 10595 OTS’ler bir örneği dosyada bulunan tahdit haritası ile gidiş yönü, açı ve mesafe değerleri itibariyle uyumsuzdur. Mahkemece bu yönler üzerinde durularak uyumsuzluk ve çelişkiler giderilmemiştir. Tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu haliyle uzman bilirkişilerin orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı net olarak anlaşılamamaktadır.

 

O durumda öncelikle orman kadastro haritalarının yapımında kullanılan eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları bulundukları yerlerden getirtilmeli, hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda yörede aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının yapıldığı belirtildiğinden çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede aplikasyon ve 2/B madde uygulamasının yapılıp yapılmadığı yapılmış ise aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkartma işlemlerine ait işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarını askı ilan tutanakları ile orijinalinden renkli aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma haritaları orman yönetiminden sorulup istenilmeli, daha sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 S. Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.7.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 5-6 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, çekişmeli ve komşu taşınmazların kadastro paftası ölçeği ile orman tahdit haritasının düzenlenmesinde kullanılan memleket haritası , hava fotoğrafları,kesinleşmiş ilk tahdit haritası, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma haritasının ölçekleri eşitlenerek, 10564, 10565, 10566, 10567, 10568, 10569, 10570,10571, 10572, 10573, 10574, 10575, 10576, 10577, 10578, 10579, 10580, 10581, 10582, 10583, 10584, 10585, 10586, 10587, 10588, 10589, 10590, 10591, 10592, 10593,.10594, 10595, 10696, 10597, 10598, 10599, 10600, 10601, 10602, 10603, 10604, 10605, 10606, 10607, 10608, 10609, 10610, 10611, 10612, 10613, 10614 orman sınır noktalarını gösterir biçimde çekişmeli ve komşu taşınmazların eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları, ilk tahdit haritası, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma haritalarına göre konumları 1/5000’lik genel kadastro paftası üzerinde duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmalı, taşınmazın bu haritalara göre yapılan uygulamalarla ilgili konumlarını ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, davaya konu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek ve çekişmeli taşınmazın X ve Y değerlerini gösterir biçimde koordinatlı müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek ve aleyhteki kararı davalı kişi temyiz etmediğinden orman yönetimi yararına oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi gözetilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

 

Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

 

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulüyle hükümün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde iadesine, 10.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2005/4722

 

K. 2005/8410

 

T. 11.7.2005

 

• KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ( 1979 Yılında Yapılıp Dava Tarihinde Kesinleşen Aplikasyon ve 1744 S. Yasanın Değişik 2. Madde Uygulaması Olduğu – Mahkemece Davanın Kabul Edilmesinde İsabetsizlik Olmadığı )

 

• KESİNLEŞEN ORMAN KADASTROSU BULUNMASI ( Kadastro Tespitine İtiraz – 1979 Yılında Yapılıp Dava Tarihinde Kesinleşen Aplikasyon ve 1744 S. Yasanın Değişik 2. Madde Uygulaması Olduğu/Mahkemece Davanın Kabul Edilmesinde İsabetsizlik Olmadığı )

 

• APLİKASYON VE 2. MADDE UYGULAMASI ( Kadastro Tespitine İtiraz – 1979 Yılında Yapılıp Dava Tarihinde Kesinleşen Aplikasyon ve 1744 S. Yasanın Değişik 2. Madde Uygulaması Olduğu/Davanın Kabulü Gereği )

 

ÖZET : Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1972 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1979 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın değişik 2. madde uygulaması vardır. Mahkemece davanın kabul edilmesinde isabetsizlik yoktur.

 

DAVA : Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.10.2001 tarih 2001/7097-7894 sayılı bozma kararında özetle: “Davanın çözümünde etkili olup ve işlem yönü ile tarafları bağladığı kabul edilen Danıştay 8. Dairesinin kesinleşen kararının eki olan 09.10.1983 tarihli krokide 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi kapsamında, tahdit dışına çıkarılması gereken yerin kırmızı kesik çizgilerle gösterildiği, güney-batı huduttaki sınırın 325 orman tahdidi sınırından başlatılıp kuzey istikamette düz hatla Ekzamil yoluna kadar devam ettiği halde hükme dayanak yapılan bilirkişi krokilerinde başlangıç noktası 325 numaralı orman tahdit sınır hattından daha batı tarafta gösterilmiş ve böylece 1798 parselin tamamı Danıştay kararına konu yer olduğu açıklanarak çelişki yaratılmıştır. Oysa, belirlenen bu duruma göre dava konusu 1798 nolu parselin bir kısmının Danıştay kararı ve eki olan kroki kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır.

 

Aynı hata Danıştay kararının uygulanması bakımından 19 nolu orman kadastro komisyonunca düzenlenen 23.08.1988 tarihli tutanak ve eki olan krokide de yapılmış, Danıştay kararının eki krokide başlangıç noktası olarak kabul edilen güney huduttaki 325 orman tahdit sınırı gözönünde bulundurulmadan 13.07.1988 tarihinde kadastro tutanağı düzenlenen 1798 numaralı parselin dış sınırları esas alınarak bu parselin tamamının Danıştay kararına konu edildiği görüşünden hareketle P.&IV numaralı poligonun krokisi düzenlenmiş olup, bu olgular karşısında alınan bilirkişi raporları yetersiz olup, bu raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağı” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, ( b2 ) ile gösterilen 76183 m2′lik kısmının 2781 parsel içinde kaldığı anlaşıldığından bu kısma yönelik karar ittihazına yer olmadığına; a1 ve a2 ile gösterilen toplam 16313 m2′lik kısmın orman vasfı ile Hazine adına, kalan 431.687 m2′lik kısmın 29 m2′sinin Cemil Keklik, 26 m2′sinin Bilal İyibilir adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

 

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1972 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1979 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın değişik 2. madde uygulaması vardır.

 

SONUÇ : Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 11.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2008/10238

 

K. 2008/14504

 

T. 5.11.2008

 

• APLİKASYON VE 2/B UYGULAMASI ( Kadastro Tespitine İtiraz – Uzman Orman Bilirkişisi Taşınmazın Hangi Doğal Olaylar ve Eylemler Sonucu Bilim ve Fen Bakımından Orman Niteliğini Tam Olarak Kaybettiğini ya da Etmediğini İnceleyerek Raporunda Açıklaması Gerektiği )

 

• KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ ( Uzman Orman Bilirkişisinin Ormanların Yok Edilmesinin Bilim ve Fen Bakımından Orman Niteliğini Kaybetme Olarak Kabul Edilemeyeceğini Gözönünde Bulundurarak Rapor Hazırlaması Gerektiği )

 

• ORMAN NİTELİĞİ ( Kadastro Tespitine İtiraz – Uzman Orman Bilirkişisi Taşınmazın Hangi Doğal Olaylar ve Eylemler Sonucu Bilim ve Fen Bakımından Orman Niteliğini Tam Olarak Kaybettiğini ya da Etmediğini İnceleyerek Raporunda Açıklaması Gerektiği )

 

• BİLİM VE FEN BAKIMINDAN ORMAN NİTELİĞİNİ TAM OLARAK KAYBETME ( Uzman Orman Bilirkişisi Taşınmazın Hangi Doğal Olaylar ve Eylemler Sonucu Bilim ve Fen Bakımından Kaybettiğini ya da Etmediğini İnceleyerek Raporunda Açıklaması Gerektiği – Kadastro Tespitine İtiraz )

 

• 2/B UYGULAMASI ( Kadastro Tespitine İtiraz – Uzman Orman Bilirkişisi Taşınmazın Hangi Doğal Olaylar ve Eylemler Sonucu Bilim ve Fen Bakımından Orman Niteliğini Tam Olarak Kaybettiğini ya da Etmediğini İnceleyerek Raporunda Açıklaması Gerektiği )

 

3402/m.4

 

6831/m.2/B

 

2709/m.169, 170

 

ÖZET : Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Davacı, taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, müdahil Hazine de 2/B sahasında kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Uzman orman bilirkişisinin, ormanların yok edilmesinin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurarak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve kararlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması, taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Kadastro sırasında Çaylı Köyü 118 ada 31 parsel sayılı 308 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, belgesizden bahçe niteliğiyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı iddiasıyla, müdahil Hazine de 2/B sahasında kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, Hazinenin davasının kabulüne, Orman Yönetiminin davasının reddine ve dava konusu parselin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.

 

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1968 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile 2005 yılında 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılan aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.

 

Mahkemece yapılan araştırma, inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; taşınmazın 2/B sahasında kaldığı ve 2B madde koşullarının oluştuğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur ancak hükme esas alınan uzman bilirkişi raporu bu konuları açıklamakta yetersiz ve kendi içinde çelişkilidir. Uzman bilirkişi Murat K. raporunda çekişmeli taşınmazın ilk orman kadastrosunda orman sınırları dışında olduğu halde sonradan orman yönetiminin itirazı üzerine orman rejimine alındığını, eğiminin düze yakın olduğunu, toprak ve toprak üstü yapı itibarıyla orman özelliğini yitirdiğini ve 2B madde uygulamasının yerinde olduğunu açıklamakla birlikte, aynı raporda erozyon duyarlılığı gösterdiğini ve toprak muhafaza karakteri taşıdığını açıklamıştır. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmadığı gibi gerçekten orman yönetimince açılan bir dava sonucunda orman sınırı içine alınıp alınmadığı araştırılmamıştır. Ziraat uzmanı raporunda da taşınmazın teraslanması sonucu eğimin azaltıldığı bildirildiği halde, teraslama öncesinde eğimin ne kadar olduğu, taşınmazın orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığı, 2B koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda yeterli inceleme yapılmamıştır. Yöredeki 2B uygulamasının 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapıldığı ve halen kesinleşmediği, bu nedenle yönetimin açtığı davanın aynı zamanda 2/B’ye itiraz niteliğinde olduğu düşünülürse bu konuların netliğe kavuşturulması önemlidir.

 

6831 Sayılı Yasanın değişik 2/B maddesi ile ( bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı ) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi yasa maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yokolması sonuçlarını doğurur.

 

Yasada tanımlanan ( …bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme… ) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yokedilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi yasalarla korunamaz.

 

O halde, uzman orman bilirkişisinin, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurarak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve kararlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması, taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir. Bu nedenlerle uzman tarım ve orman bilirkişilerinden yukarıda açıklanan hususlarda rapor alınmalı, taşınmazın teraslama öncesi ve halihazırdaki eğiminin ne olduğu bilimsel yöntemlerle hesaplanmalı, taşınmazın 1968 yılında yapılan orman kadastro sınırları dışında olduğu halde orman yönetiminin açtığı bir dava sonucu orman rejimi içine alınıp alınmadığı orman işletme müdürlüğünden araştırılmalı, böyle bir dava varsa ne zaman kesinleştiği, tarafları araştırılmalı, 1981 yılından sonra taşınmazın hükmen orman olduğuna dair böyle bir mahkeme kararı varsa bunun somut olaya etkisi tartışılmalı böylece elde edilecek delillere göre karar verilmelidir.

 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 05.11.2008 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

HUKUK GENEL KURULU

 

E. 2007/20-20

 

K. 2007/41

 

T. 31.1.2007

 

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Taşınmazın Bulunduğu Bölümün 2/B Maddesi İle Orman Sınırları Dışına Çıkarıldığı – Taşınmazın Tapu Maliklerince Yapılmış Bir İtiraz Bulunmadığı/Taşınmazın Niteliğini Saptayan Kadastro Mahkemesinin Kesinleşen Kararının Dikkate Alınması Gerektiği )

 

• MÜDAHALENİN ÖNLENMESİ ( Taşınmazın 2/B Uygulaması İle Orman Sınırları Dışına Çıkarıldığı – Taşınmazın Tapu Maliklerince Yapılmış Bir İtiraz Bulunmadığı/Taşınmazın Niteliğini Saptayan Kadastro Mahkemesinin Kesinleşen Kararının Dikkate Alınması Gerektiği )

 

• APLİKASYON VE 2/B UYGULAMASI ( Taşınmazın Orman Sınırları Dışına Çıkarıldığı – Taşınmazın Tapu Maliklerince Yapılmış Bir İtiraz Bulunmadığı/Taşınmazın Niteliğini Saptayan Kadastro Mahkemesinin Kesinleşen Kararının Dikkate Alınması Gerektiği )

 

6831/m.2/B

 

 

 

ÖZET : Dava, tapu iptali ve tescil ile müdahalenin önlenmesi talebidir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2896 sayılı Kanunla değişik aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında dava konusu taşınmazın bulunduğu bölümün orman içerisine alınması ve daha sonra 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılması işlemi usulünce ilan edilmesine karşın, dava konusu taşınmazın tapu maliklerince yapılmış bir itiraz bulunmamasına, bu durumda dava konusu taşınmazın niteliğini saptayan Kadastro Mahkemesinin kesinleşen kararının da dikkate alınmasının gerekir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil müdahalenin önlenmesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sarıyer 1.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.11.2002 gün ve 1999/389 E- 912 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 01.12.2005 gün ve 2005/9033-14608 sayılı ilamı ile;

 

( … Davacı Orman Yönetimi vekili 29.06.1999 tarihli dava dilekçesi ile, Zekeriya Köy’de bulanan ve arsa niteliği ile davalı adına tapuda kayıtlı olan, öncesi 174 numaralı olup ifrazen 1071, 1072, 1073, 1074, 1075, 1076, 1077, 1078, 1079, 1080, 1081, 1082 ve 727 parsel numaralarını alan toplan 13 adet parselin, orman tahdit sınırları içinde kalan bölümlerinin tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tescilini, davalı şirketin yaptığı yapı ve tesislerin kal’ini ve el atmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 1072 parselin orman tahdidi içinde gösterilen 145 m2, 1073 parselin orman tahdidi içinde gösterilen 332 m2, 1074 parselin orman tahdidi içinde gösterilen 16 m2, 727 parselin orman tahdidi içinde gösterilen 3147.11 m2 miktarındaki bölümlerinin tapu kayıtlarının iptaline ve bu bölümlerin orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, bu bölümler üzerindeki davalının elatmasının önlenmesine ve muhdesatın kal’ine, diğer taşınmazlar ile yukarıda parsel numaraları belirtilen taşınmazların tahdit dışında kalan bölümleri yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle Dairece onanmıştır. Bu kez Orman Yönetimi vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.

 

Zekeriyaköy’de 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidi ile 29.11.1985 tarihinde ilan edilen herhangi bir nedenle orman sınırı dışında kalan ormanların kadastrosu, sınırlaması yapılan devlet ormanların aplikasyonu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.

 

Diğer yandan, Garanti Koza İnşaat A.Ş. tarafından, Orman İdaresi aleyhine 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/87 sayılı dosyasında ( bozulmakla 2001/329 E )17.02.1997 tarihinde 174 sayılı parselden ifrazen edilen 1071 ila 1082 sayılı toplam 12 adet parselin orman tahdidi dışında ve orman olmadıklarının tespiti ile yönetimin haksız müdahalesinin meni isteğiyle dava açılmış, mahkemenin 15.10.1998 gün 1987/87-554 sayılı kararlarıyla “keşif tarihinde bile orman niteliğini sürdüren taşınmazlar hakkında davanın reddine” karar verilmişse de, temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 18.12.2000 gün ve 15399/15822 sayılı kararı ile “Orman yönetiminin şirket aleyhine açtığı 1999/389 sayılı dava dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiği” nedeniyle bozulmuştur. Bozma sonrası 2001/329 esas numarasını almış ve halen, eldeki davanın sonucunu beklemektedir.

 

Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; Zekeriya Köy 174 sayılı parselle ilgili 29.03.2000 tarihli keşif sonucu Doç. Dr. Ahmet Yeşil Yrd.Doç.Dr. Hakan Yener ve Harita Mühendisi Selahattin Mermer tarafından verilen 10.04.2001 tarihli 1.raporda: 155 ila 161 OSN’ları arasındaki açı ve mesafelerin aynen sadece, 156-157 OSN’lar arasında semt açısının krokiden alındığı yazılıdır. Aynı raporun 3.bendinde 2896 Sayılı Yasa uygulaması sırasında yeni bir tahdit çalışmasının yapılmadığı bildirilmekteyse de, 2896 Sayılı Yasa uygulaması ile ilgili 09.10.1984 tarihli ( 6 ) nolu tutanakta tahdit dışında kalan bazı yerlerin yeniden tahdit içine alınıp eski tahdit sınırının bu yeni duruma göre düzeltildiği yazılıdır. Bu nedenle bilirkişi raporu gerçeği yansıtmamaktadır. Yine bilirkişi heyeti 157-158 OSN arasındaki uzaklığın ilk tahditte 129 m olduğu halde, aplikasyonda 150 m alındığını, yanlışlığın aradaki 21 metre farktan kaynaklandığını belirtmekte iseler de, 157-158 OSN’larını gösteren 27.06.1938 tarihli tahdit zaptının 94. sayfasının bu bölümü karalamadır ve kurşun kalemle yazıldığı şerhi vardır. Bunun nedeni araştırılmamıştır. Orman tahdit tutanağında Kabaklı ve Kurşun Deresinin birleştiği yere konulan ( 155 ) OSN’nın yeri tanımlanmakla birlikte arada kalan 156, 157, 158, 159 OSN’larının yeri tanımlanmamıştır. Tahdit zaptının 94. ve 96. sayfalarında yeri tanımlanan ( 160 ) OSN’nın yeri bilirkişiler tarafından araştırılmamıştır. Aslında Dingil Kıran mevkisindeki üç yolun birleştiği sabit noktada olan ( 152 ) OSN ile Mostra Deresi’nde sabit nokta olan ( 152 ) ve Kabaklı, Kurşun Dereleri’nin birleştiği yerdeki ( 155 ) OSN’lan esas alınıp bunların yeri o tarihteki memleket haritalarında bulunup, bu noktalara göre yapılan ölçü ile diğer noktalar belirlenmeli ve 09.10.1984 tarihli 6 nolu tutanakta yazılı 4785 Sayılı Yasa gereği devletleştirilen yerlerde saptanarak sonuca ulaşılmalıydı. Aplikasyon haritasında 157/1 ve 158 OSN arasını bilirkişilerin kaç metre olarak ölçtüğü konusunda da açıklık yoktur.

 

Yine bilirkişiler Prof. Dr. Kamil Şengönül, Prof. Dr. Mesut Hasdemir, Yrd. Doç.Dr. Ferhat Gökbulak tarafından düzenlenen 19.09.2002 tarihli 2. keşif raporuna gelince; raporun 3. sayfasında 1938 yılındaki tahdide ilişkin orman kadastro tutanağının 94. sayfasındaki açı ve mesafelerin bazılarının çizilip değiştirildiği vurgulandıktan sonra, zabıtnamelerdeki tanımlardan hareket edileceği yazılmıştır. Devamla iki derenin birleştiği 155 OSN’den 160 numaraya gidilirken, zaptın 94. sayfasında tarla kenarının takip edildiği 157-158 OSN’lar arasının değişik el yazısı ile 125 m olarak yazıldığı ( birinci raporda 129 m olarak yazıldığı açıklanmıştı ) 155 ila 160 OSN’ların 1938 tahdidinin yapıldığı yerlerdeki tarla sınırı olması gerektiği yönündeki zabıtnamelere uymadığı, eski hava fotoğraflarına göre orman örtüsü belirlenerek, 158 OSN’nın 174 parselin köşesindeki orman örtüsünün başladığı yere konmasının doğru olacağı, 159 ve 160 OSN’larına zabıtlardaki açı ve mesafelerde ulaşılabileceği, raporun 4.bendinde 157 ve 158 OSN’lar arasının 150 m olmayıp, 125 m uzunlukta olması gerektiğinin bir kanıtının da Hamitağa Hususi orman haritası olduğunu bildirmişlerdir. Birinci raporda 157-158 OSN’lar arasında gösterilen 129 metre uzaklığın kendileri tarafından neden 125 metre alındığını, 160 OSN’nın yerinin doğru olup olmadığını zabıtlarda 160 OSN’nın yanındaki patikanın neresi olduğunu zabıtlarda yazılan diğer mesafelerin doğru olup olmadığını açıklamamışlardır.

 

Bundan ayrı, Dairede karar düzeltme incelemesi yapılıp 2004/11288 esas sayılı, 04.11.2004 tarihinde Yönetimin karar düzeltme isteminin reddine karar verilen Asliye ( 2 ). Hukuk Mahkemesinin 2000/671 sayılı dosyasında Zekeriyaköy 175 parsel sayılı taşınmaz dava konusu olup, 174 ve 175 sayılı parsellerin bulunduğu yer tahdit haritasına göre bir dikdörtgenin içindedir. 174 parsel bu dikdörtgenin batı sınırında 175 sayılı parsel ise aynı dikdörtgenin doğu sınırında yer almaktadır. Bilirkişiler 174 sayılı parsel dosyasında bu dikdörtgenin sadece batı sınırındaki noktaları, 175 sayılı parsel dosyasında ise doğu sınırdaki OSN’ları göstermişlerdir. Bilirkişiler, bir dikdörtgenin içinde olan 174 ve 175 parsellerle ilgili olarak 174 sayılı parsel için verdikleri raporda 158-160 OSN’ları orman aleyhine dikdörtgenin batı sınırını daha batıya, 175 parsel için verdikleri raporda aynı dikdörtgenin doğu sınırını orman aleyhine daha doğuya kaydırmışlardır. Halbuki bilirkişilerin kabul ettiği gibi ölçü değerlerinde bir yanlışlık varsa, bu takdirde dikdörtgenin doğu sınırı daha doğuya kayarsa batı sınırının da doğuya kayması, yada batı sınır batıya kayarsa bu takdirde doğu sınırının batıya kayması gerekirdi.

 

Diğer yandan Kılıçpınar-Kabaklı Ormanı’nın 151-152 OSN’ları ile ilgili olan, Zekeriya Köy 176 sayılı parsele ait Asliye ( 2 ).Hukuk Mahkemesinin 1999/119 sayılı dava dosyası her ne kadar HGK. tarafından onanmak suretiyle 150-151-152 OSN hattı HGK. kararı ile kesinleşmiş ise de, her dava kendi dosyası içindeki delillere göre çözümlenmelidir. Hatalı ve eksik uygulama var ise yanlışlığa devam edilemez.

 

Mahkemece çekişmeli yere ait memleket haritası, 3116 sayılı yasa hükümlerine göre 1938 yılında yapılarak kesinleşen orman tahdidine ilişkin harita ve bölgeye ait kadastro paftası dosyaya getirtilmeden yargılama yapılıp sonuçlandırıldığı gözlenmiş olup, Dairedeki temyiz incelemesi sırasında dosyada yer almayan Uskumru ve Zekeriyaköy’deki 1938 yılı tahdidine ilişkin F22 – d – 06 – a nolu orman tahdit harita örneği ile dava konusu taşınmazların bulundukları yerlere ait tahdit tutanakları, 1957 tarihli – 1/25000 ölçekli İstanbul – F22 – d1 nolu memleket harita örneği, 1/5000 ölçekli İstanbul – F22 – d – 06 – a ve İstanbul – F22 – d – 01 – d numaralı memleket haritaları, kadastro paftaları, dosya yerel mahkemeye iade edilmek suretiyle bulundukları yerden temin ettirilerek tamamlatılmıştır.

 

Tüm belge ve haritaların incelenmesi sunucunda; Kılıçpınar-Kabaklı ormanının 94 sayfasındaki 27.06.1938 tarihli tahdit zaptına göre Manastır Dere başındaki ( 152 ) numaradan tarla kenarını takiple, ikinci Kabaklı Dereye ve dereyi takiple Kurşun Dere yerinde Kebapçı, diğer adıyla Kurşun Deresindeki ( 155 ) numaraya, buradan Kurşun Dere içindeki tarla kenarından patikada 160 numaraya vardığı belirtilip, hattın gidişe göre sol tarafı orman, sağ tarafı orman olmayan tapulu arazi olduğu açıklanarak, aynı sayfada 148 ila 161 OSN’lar arasındaki açı, mesafe, meyil durumu yazılmış, bu noktaların sayfada basit krokisi çizilmiş, ancak, tahdit zaptında 152 OSN Mostra Deresi başına olduğu belirlenmişse de, krokiye göre Mostra Deresi başına ( 151 ) OSN konduğu, tahdit zaptının 91. sayfasında ( 152 ) OSN Mostra Deresi başına konduğu anlaşılmaktadır.

 

Kılıçpınar-Kabaklı Devlet Ormanına ait 29.06.1938 tarihli tahdit zaptının sağ 96. sahifesinde 160 ila 179 OSN’lar arası açı ve mesafeler ile meyil gösterilerek, “Kurşun Deresi tarlaları ve Dingil Kıran Patikası üzerinde Zekeriya Köyü Hususi Ormanı yanındaki 160 numaradan mezkur patikayı yokuş yukarı takiple, Dingil Kıranda yolda hendek başında ( 152 ) eski numaraya varır” denildiğine göre, bu davanın çözümünde çok önemli olduğu anlaşılan ( 160 ) OSN’nın konduğu yer, 29.06.1938 tarihli tahdit zaptının 95. sayfasında gösterilmiş ve patikada işaretlenmiştir. ( 160 ) ila ( 152 ) ve OSN’na kadar hattın Dingil Kıran Patikasını takip ettiği, krokiye göre patikanın ( 160 ) OSN’dan hattı terk ettiği anlaşılmaktadır. Bilirkişiler memleket haritasını ve 1938 tahdit haritasını inceleyerek, çok önemli olan bu patikaya göre 152 ve 160 OSN’nın kesin yerini belirlememişlerdir. Bu 152 OSN aynı zamanda Belgrat Ormanı ile Uskumru Ayazma Ormanı ve Hamitağa Ormanı’nın da ortak noktasıdır ve tahdit zaptının 100. sayfasında Uskumru Köyü Ormanı tahdidi çizilirken, “Zekeriya Uskumru köylerinin müşterek hudutları bulunan ve Belgrat Devlet Ormanı ile Zekeriya Köyü’nün Hususi Çiftlik ormanına bitişik noktaları olan, Sırtta Dingil Kıran mevkiindeki hendekte ve yolda ( 152 ) nodan, Zekeriya Çiftliği hususi ormanın garp hududundan Uskumru Yolunu Şimale takiple Harab ( Kal’a ) sırtından, Uskumru Köyünün ( Sofa ) Deresi başında araba yolunda sırtta ( 17 ) numaraya varır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sözü edilen bu ( 152 ) ve ( 17 ) OSN’ları Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 1998/290 ( aynı gün incelemesi yapılan Dairenin 2005/9032 esas ) sayılı dosyasında davaya konu olan Uskumru Köyü 213 numaralı parsel ile ilgili orman sınır hattıdır.

 

Kılıçpınar-Kabaklı Devlet Ormanının Tahdit zaptının 96.sayfasında 160-179 OSN’ları tanımlandıktan, sonra 95.sol sayfasına 159 ila 176 OSN’lar ve ayrıca Uskumru Ormanı, Hamitağa Ormanı ve Kılıçpınar-Kabaklı Ormanının ortak noktası olan Dingil Kıran Mevkiindeki üç yolun birleştiği yere konulan ( 152 ) numaralı OSN’nın bulunduğu yer krokide gösterdiği gibi bu ( 152 ) OSN’nın yeri Uskumru Köyü Ormanına ait 99. sayfada çizilen krokide de gösterilmiştir. Davaya konu 174 Sayılı parselle ilgili 161 OSN Hamitağa ve Kılıçpınar-Kabaklı Ormanının ortak noktasıdır. 1945 yılında Devletleştirme sırasında çizilen Hamitağa Ormanının 1945 yılında çizilen haritasında, Belgrat, Hamitağa, Uskumru ve Kılıçpınar-Kabaklı isimli dört adet ormanın ortak noktası olan ( 152 ) OSN üç yolun birleştiği Dingil Kıran mevkiindeki ( 152 ) OSN’nın hemen batısında iki adet bina işaretlenmiştir ( Bak. Hamitağa Ormanı haritası ). Uskumru Köyü 213 ve Zekeriyaköy 174 sayılı parsellere ait dava dosyalarının çözümünde Dingil Kırandaki bu ( 152 ) OSN’nın kesin yerinin bulunması bu davaların çözümünde çok önemlidir.

 

Bu nedenlerle; mahkemece önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman mühendisi ile yeteri kadar harita mühendisi yada fen ehlinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yapılacak keşifte, yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle, 1938 tahdidinde kullanılan aletlerin niteliği de belirlenip, aynı ölçü tekniği ve 02.03.1986 tarihli 2/B madde uygulama yönetmeliğinin 54. maddesi gereğince çıkartılan teknik izahnamede açıklanan yöntemle uygulama yapılıp, eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilerek, Uyuşmazlığın çözümünde asıl olan Dingil Kıran mevkiindeki sabit üç yolun birleştiği ( 152 ) OSN’nın yeri olduğundan, Hamitağa Ormanı’na ait, 1945 yılında çizilen krokide bu üç yolun birleştiği yerin hemen batısında görülen iki adet binanın zemindeki yeri bulunmalı, değişmeyen ( 152 ) OSN’nın yeri ve eski Kale Yolu ile Sofa deresi ve yine kuzeydeki 20, 21, 25 OSN’nın zemindeki yeri birer birer arazide bulunmalı, orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı belirlenmelidir. Bir üçgenin köşe noktalarında bulunduğu anlaşılan ( 152 ) OSN, Uskumru 213 parselin bulunduğu ( 17 ) OSN ve üçgenin diğer köşesinde bulunan Zekeriya Köyü 174 parselle ilgili 160 ve 161 OSN’nın yerleri bulunmalı, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise, nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman kadastro tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattına göre birer birer arazide bulunup röperlenmeli, memleket haritası örneği üzerinde gösterilmelidir. 1938 tahdit haritası kadastro paftası, aplikasyon haritası ve memleket haritası ile irtibatlı ve ayrı renklerde işaretli, memleket haritası, orman kadastro haritaları arazi kadastrosu paftası ile ölçekleri özel aletlerle denkleştirilmiş kroki çizdirilmeli, taşınmazın orman kadastrosuna göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalıdır.

 

Anılan yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, Hazinenin karar düzeltme isteği yerindedir.

 

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairenin 26.06.2003 gün ve 2003/4787-5511 E.K. sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına… ),

 

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

 

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle 6831 sayılı Orman Kanunun 2896 sayılı Kanunla değişik aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında dava konusu taşınmazın bulunduğu bölümün orman içerisine alınması ve daha sonra 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılması işlemi usulünce ilan edilmesine karşın, dava konusu taşınmazın tapu maliklerince yapılmış bir itiraz bulunmamasına, bu durumda dava konusu taşınmazın niteliğini saptayan Sarıyer Kadastro Mahkemesinin 1989/24 Esas, 1992/59 Karar sayılı ve 16.06.1992 tarihinde verilip, 13.08.1992 tarihinde kesinleşen kararının da dikkate alınmasının gerekmesine göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

 

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 31.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2005/1695

 

K. 2005/6243

 

T. 13.5.2005

 

• TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI ( Aplikasyona İtiraz Ön Mesele Teşkil Ettiği – 6 Aylık İtiraz Süresi İçinde Açılan Aplikasyona İtiraz Davalarının Kadastro Mahkemelerinde Görüleceği )

 

• APLİKASYONA İTİRAZ ( Tapu İptali Ve Tescil Davası Yönünden Ön Mesele Teşkil Ettiği – 6 Aylık İtiraz Süresi İçinde Açılan Aplikasyona İtiraz Davalarının Kadastro Mahkemelerinde Görüleceği )

 

• GÖREV ( 6 Aylık İtiraz Süresi İçinde Açılan Aplikasyona İtiraz Davalarının Kadastro Mahkemelerinde Görüleceği )

 

• ÖN MESELE ( Aplikasyona İtiraz Tapu İptali Ve Tescil Davası Yönünden Ön Mesele Teşkil Ettiği – 6 Aylık İtiraz Süresi İçinde Açılan Aplikasyona İtiraz Davalarının Kadastro Mahkemelerinde Görüleceği )

 

6831/m.11

 

ÖZET : Dava, tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesidir. Tapu iptali ve tescil davası yönünden aplikasyona itiraz ön mesele teşkil eder. 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre 6 aylık itiraz süresi içinde açılan aplikasyona itiraz davalarının kadastro mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Açıklanan bu yön göreve ilişkin olup, kamu düzenini ilgilendirir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Davacı Orman Yönetimi, Çandarlı Beldesi 4230 ve 4231 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bulunan 1315 adet imar parselinden 7 ada 4 parselin Selahattin Cengiz, 7 ada 7 parselin Muammer Boztaş, 7 ada 8 parselin İsmet Hamzaoğlu, 7 ada 10 parselin Hüseyin Zorba, 7 ada 14 parselin Müslüm Var, 7 ada 20 parselin Ergün Sönmez, 6 ada 4 parselin Ergün Api, diğer imar parsellerinin ise, Eyko Yapı Kooperatifi adına tapuda kayıtlı olduğu, 1315 adet imar parselinin 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı, bu parsellerin bir bölümünün Orman Bakanlığının 01.12.1950 tarih 5022-22 sayılı olurları ile 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre sahiplerine iade edildiği, devlet ormanlarının idarenin hukuka aykırı işlemiyle iadesinin mümkün olmayacağı, Orman Bakanlığının 02.01.1996 tarihli kararıyla, 01.12.1950 tarihli karara istinaden yapılan işlemlerin geçmişe etkili olarak kaldırıldığı, kesinleşmiş orman tahdidi içinde kalan yerlerde üçüncü kişilerin iyiniyet iddialarının dinlenemeyeceği ve tapu kayıtlarının hukuki değerini yitireceği, taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve davalıların elatmalarının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın devamı sırasında orman kadastrosunun yapıldığı ve 17.09.2003 tarihinde ilan edildiği, davalılardan Eyko Yapı Kooperatifi tarafından davaya konu 1315 adet imar parselinin orman sayılmayan yerlerden olduğu savıyla kadastro mahkemesinde 2004/1 esas sayılı davanın açıldığı ve davanın devam ettiği, dava aşamasında orman kadastrosu yapılmakla kadastro mahkemesinin görevinin başlayacağı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

 

Dava, tapu iptali, tescil ve elatmanın önlenmesidir.

 

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 17.09.2003 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşmeyen aplikasyon vardır.

 

Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki; dosya içeriğinden çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava sırasında 17.09.2003 tarihinde ilan edilen aplikasyon bulunduğu ve davalılardan Eyko Yapı Kooperatifi tarafından Kadastro Mahkemesinde 2004/1 sayılı aplikasyona itiraz davasının açıldığı ve davanın devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır. Orman Yönetimi kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil davası açmış olduğundan Kadastro Mahkemesinde tapunun iptaline karar verilemez.

 

Eldeki davanın varlığı aplikasyonun kesinleşmesini önler ve aplikasyona itiraz niteliğine dönüşür. Tapu iptali ve tescil davası yönünden aplikasyona itiraz ön mesele teşkil eder. 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesine göre 6 aylık itiraz süresi içinde açılan aplikasyona itiraz davalarının kadastro mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Açıklanan bu yön göreve ilişkin olup, kamu düzenini ilgilendirir. O halde mahkemece, tapu iptal ve tescil davası elde tutulup aplikasyona itiraz davası yönünden görevsizlik kararı verilmeli ve o davanın sonucu beklenmelidir. Değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

 

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı Orman Yönetiminin itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13.05.2005 günü karar verildi.

 

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2005/11122

 

K. 2005/15138

 

T. 29.11.2005

 

• MÜLKİYETİN TESPİTİ ( Taşınmazın Orman Sayılmayan Yerlerden Olduğu – Asliye Hukuk Mahkemesinin Dava Dosyasındaki Aplikeli Orman Raporundan Tasdikli Bir Sureti Eldeki Dosya İçine Konulması Gereği )

 

• ORMAN SAYILMAYAN TAŞINMAZ ( Taşınmazın Memleket Haritasında Yeşil Renkli Alanda ve Açık Alanda Kalan Bölümlerinin Yüzölçümleri Konusunda Ek Rapor Alınarak Orman Alanında Kalan Bölümlere Yönelik Açılan Davanın Reddi Gerektiği )

 

• MEMLEKET HARİTASINDA YEŞİL RENKLİ ALANDA VE AÇIK ALANDA KALAN BÖLÜMLER ( Yüzölçümleri Konusunda Ek Rapor Alınarak Orman Alanında Kalan Bölümlere Yönelik Açılan Davanın Reddi Gerektiği – Mülkiyetin Tespiti )

 

• APLİKELİ ORMAN KURUL RAPORU ( Çekişmeli Taşınmazın Bir Bölümü Yeşil Renkli Alanda İşaretlendiği – Asliye Hukuk Mahkemesinin Dava Dosyasındaki Aplikeli Orman Raporundan Tasdikli Bir Sureti Eldeki Dosya İçine Konulması Gereği )

 

4721/m.713,716

 

6831/m.1,2

 

ÖZET : Dava, mülkiyetin tespiti istemidir. Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurul raporunda çekişmeli taşınmazın 1958 basım tarihli memleket haritasında ve 1955 çekim tarihli hava fotoğraflarında açık alanda gözüktüğü ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmakla birlikte rapor ekindeki memleket haritasında ve dairemizde aynı gün temyiz incelemesi yapılan Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyasında bulunan aplikeli orman kurul raporunda çekişmeli taşınmazın bir bölümü yeşil renkli alanda işaretlenmiştir. Hal böyle iken, Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyasındaki aplikeli orman raporundan tasdikli bir sureti eldeki dosya içine konulmalı, orman bilirkişi kurulu ve fen bilirkişiden çekişmeli taşınmazın memleket haritasında yeşil renkli alanda ve açık alanda kalan bölümlerinin yüzölçümleri konusunda ek rapor alınarak orman alanında kalan bölümlere yönelik açılan davanın reddine karar verilmelidir.

 

DAVA : Taraflar arasındaki mülkiyetin tespiti davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Davacılar, Sarıcaali Köyünde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği 1 parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, DSİ Bölge Müdürlüğü tarafından 215 ada 1 parsel numarası verilerek kamulaştırıldıkları ve açılan dava sonucunda Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/442-909 sayılı ilamıyla taşınmazın DSİ Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline, tespit edilen kamulaştırma bedellerinin ileride belirlenecek hak sahiplerine ödenmek üzere Ziraat Bankasına bloke edilmesine karar verildiği, bu sebeplerle 215 ada 1 DSİ parsel sayılı taşınmazların mülkiyetlerinin payları oranında kendilerine ait olduğunun tespiti istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 215 ada 1 DSİ parsel sayılı 4.954,07 m2 yüzölçümlü taşınmazın mülkiyetinin davacılara payları oranında ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.

 

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi ve orman kadastrosu yapılmamıştır.

 

Mahkemece verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi kurul raporunda çekişmeli taşınmazın 1958 basım tarihli memleket haritasında ve 1955 çekim tarihli hava fotoğraflarında açık alanda gözüktüğü ve orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmakla birlikte rapor ekindeki memleket haritasında ve dairemizde aynı gün temyiz incelemesi yapılan Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/165-2005/195 sayılı dava dosyasında bulunan aplikeli orman kurul raporunda çekişmeli taşınmazın bir bölümü yeşil renkli alanda işaretlenmiştir. Hal böyle iken, Kandıra Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/165-2005/195 sayılı dava dosyasındaki aplikeli orman raporundan tasdikli bir sureti eldeki dosya içine konulmalı, orman bilirkişi kurulu ve fen bilirkişiden çekişmeli taşınmazın memleket haritasında yeşil renkli alanda ve açık alanda kalan bölümlerinin yüzölçümleri konusunda ek rapor alınarak orman alanında kalan bölümlere yönelik açılan davanın reddine karar verilmelidir. Aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.

 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine, 29.11.2005 günü oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

 

 

 

T.C.

 

YARGITAY

 

20. HUKUK DAİRESİ

 

E. 2005/10942

 

K. 2005/12738

 

T. 30.12.2005

 

• TAPU İPTALİ VE TESCİL ( Aplikasyonun İlk Orman Sınırlandırmasına Uygun Olma Zorunluluğu Göz Önüne Alındığında Yargıtay Denetimine Açık Olmayan ve İlk Tahdit Haritası İle Çelişen Krokiye Dayanılarak Hüküm Kurulamayacağı )

 

• APLİKASYONUN İLK ORMAN SINIRLANDIRMASINA UYGUN OLMA ZORUNLULUĞU ( Yargıtay Denetimine Açık Olmayan ve İlk Tahdit Haritası İle Çelişen Krokiye Dayanılarak Hüküm Kurulmasının Usul ve Yasaya Aykırı Olduğu – Tapu İptali ve Tescil )

 

• ORMAN SINIRLANDIRMASI ( Aplikasyonun İlk Orman Sınırlandırmasına Uygun Olma Zorunluluğu Göz Önüne Alındığında Yargıtay Denetimine Açık Olmayan ve İlk Tahdit Haritası İle Çelişen Krokiye Dayanılarak Hüküm Kurulamayacağı )

 

• KESİNLEŞEN ORMAN KADASTRO SINIRLARI ( Hiçbir Merci ve Makamın Aplikasyonla Bile Olsa Değiştirme Yetkisinin Bulunmadığı – Yargıtay Denetimine Açık Olmayan ve İlk Tahdit Haritası İle Çelişen Krokiye Dayanılarak Hüküm Kurulamayacağı )

 

6831/m.2/B

 

ÖZET : Dava, tapu iptali ve tescil istemidir. Bilirkişi raporuna eklenen kroki ile dosyada bir örneği bulunan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasını gösteren haritanın uyumlu olduğu görülmekte ise de, 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasında orman tahdit sınır noktalarını birleştiren hatların oluşturduğu açı ve mesafeler de farklı olduğu,bilirkişi raporunda bu çelişkilerin nereden kaynaklandığı açıklanmadığı, orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda da Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmediği, kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiçbir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı, aplikasyonun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu göz önüne alındığında, Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırıdır.

 

DAVA : Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 18.02.2005 gün ve 2004/10993-2005/1347 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, süresi içinde davacı Orman Yönetimi vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

 

KARAR : Davacı Orman Yönetimi Buca ilçesi Kırıklar Köyü 1005 parsel sayılı taşınmazın yörede yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde olduğu iddiasıyla orman tahdidi içinde kalan kısmının tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tescilini ve davalının el atmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu Buca İlçesi Kırıklar Köyü 1005 parsel sayılı taşınmazın 15/08/2003 tarihli krokide ( A1 ) ile gösterilen 422,60 m2 ( A2 ) ile gösterilen 1535,86 m2 ve ( A3 ) ile gösterilen 250,17 m2 yüzölçümündeki bölümlerinin tapu kaydının iptali ile orman olarak Hazine adına tapuya tesciline bu bölümlere davalının el atmasının önlenmesine, ( B ) ile gösterilen 262,98 m2 yüzölçümündeki bölümünün 2/B madde uygulaması nedeniyle tapudan Hazine adına terkinine geri kalan bölümünün davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle dairece “Bilirkişi raporuna eklenen kroki ile dosyada bir örneği bulunan aplikasyon ve 2/B madde uygulamasını gösteren haritanın uyumlu olduğu görülmekte ise de, 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan tahdit haritasında orman tahdit sınır noktalarını birleştiren hatların oluşturduğu açı ve mesafeler de farklı olduğu,bilirkişi raporunda bu çelişkilerin nereden kaynaklandığı açıklanmadığı, orman kadastro tutanaklarındaki tarifler ile ölçü değerlerinin zemine ne şekilde uygulandığı yolunda da Yargıtay denetimine açık olacak biçimde bilgi verilmediği, kesinleşen orman kadastro sınırlarını hiçbir merci ve makamın aplikasyonla bile olsa değiştirme yetkisinin bulunmadığı, aplikasyonun ilk orman sınırlandırmasına uygun olma zorunluluğu göz önüne alındığında, Yargıtay denetimine açık olmayan ve ilk tahdit haritası ile çelişen krokiye dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı, olduğu” nedeniyle bozulmuştur. Bu kez, davacı Orman Yönetimi kararın düzeltilmesini istemektedir.

 

Dairemizin bozma kararındaki gerekçe ve nedenlere göre, Orman Yönetiminin karar düzeltme istemleri yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.

 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle ve H.Y.U.Y.nın 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı yasanın 442. maddesi uyarınca takdiren 130.00.- YTL. para cezası ile Harçlar Yasası uyarınca 22.90.- YTL. red harcının düzeltme isteyenden alınmasına, 30.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestShare on TumblrDigg thisShare on StumbleUponShare on RedditFlattr the authorBuffer this pageEmail this to someone