Asgari İşçilik Oranı İle İlgili Yargıtay Kararları
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/11872
K. 2006/2294
T. 7.3.2006
• MENFİ TESPİT DAVASI (Prim ve Gecikme Zammının İptali ile Borçlu Olmadığının Tespiti İstemi Nedeniyle)
• ASGARİ İŞÇİLİK DEĞERLERİ ( Malzeme-İşçilik-Kar ve İşin Yürütülmesinde Etken Diğer Unsurların Konuya İlişkin Düzenlemeler Işığındaki Hesaplamaya Dayalı Olarak Belirli Orandaki İfadesi Olması )
• İSTAHKAK BEDELİNDEN MAHSUP ( İşçilik Oranlarının Tespiti Aşamasında Unsur Olarak Gözetilmiş Olan Malzemeye İlişkin Faturaların İstihkak Bedelinden Düşülmesine Olanak Bulunmadığı Gibi İhale Konusu İşin Sıralanan Unsurları ve Dosya İçeriğindeki Kanıtlar Işığında Yapılan İnceleme Uyarınca Kurum Tarafından Uygulanan İşçilik Oranından Uzaklaşmayı Gerektirir Durumun Bulunmaması )
2004/m.72
ÖZET : Kuruma, yeterli işçilik bildirilmiş olup olmadığının araştırılmasında dikkate alınacak asgari işçilik oranlarının saptanması amacıyla oluşturulan Asgari İşçilik Tespit Komisyonu tarafından belirlenmiş olan asgari işçilik değerleri, malzeme, işçilik, kar ve işin yürütülmesinde etken diğer unsurların, konuya ilişkin düzenlemeler ışığındaki hesaplamaya dayalı olarak belirli orandaki ifadesi olup; işçilik oranlarının tespiti aşamasında unsur olarak gözetilmiş olan malzemeye ilişkin faturaların istihkak bedelinden düşülmesine olanak bulunmadığı gibi; ihale konusu işin, sıralanan unsurları ve dosya içeriğindeki kanıtlar ışığında yapılan inceleme uyarınca, Kurum tarafından uygulanan işçilik oranından uzaklaşmayı gerektirir durumun bulunmamasına göre verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
DAVA : Prim ve gecikme zammının iptali ile borçlu olmadığının tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı Avukatınca istenilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29.11.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü davacı adına Av. Hasan Çomak ile karşı taraf adına Av.Ersoy Çelik geldiler. Duruşmaya başlandı. Hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
KARAR : Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, Kuruma, yeterli işçilik bildirilmiş olup olmadığının araştırılmasında dikkate alınacak asgari işçilik oranlarının saptanması amacıyla oluşturulan Asgari İşçilik Tespit Komisyonu tarafından belirlenmiş olan asgari işçilik değerleri, malzeme, işçilik, kar ve işin yürütülmesinde etken diğer unsurların, konuya ilişkin düzenlemeler ışığındaki hesaplamaya dayalı olarak belirli orandaki ifadesi olup; işçilik oranlarının tespiti aşamasında unsur olarak gözetilmiş olan malzemeye ilişkin faturaların istihkak bedelinden düşülmesine olanak bulunmadığı gibi; ihale konusu işin, sıralanan unsurları ve dosya içeriğindeki kanıtlar ışığında yapılan inceleme uyarınca, Kurum tarafından uygulanan işçilik oranından uzaklaşmayı gerektirir durumun bulunmamasına göre,
SONUÇ : Yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Davalı Avukatı yararına takdir edilen 450.00 YTL duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, oyçokluğuyla, 07.03.2006 gününde karar verildi.
KARŞI OY :
Malzemeye ilişkin fatura bedellerini asgari işçilik miktarının tespitine esas istihkak bedelinden düşülmesi gerektiği düşüncesindeyim. Aksi halde işverenin kullandığı malzemenin imalatı sırasında, imalatı yapan işverence Kuruma pirim ödendiğinden, aynı malzeme için ikinci defa prim tahakkuk ettirilmiş olur ki, davacının dışardan temin ettiği malzemenin asgari işçilik hesabında dikkate alınmaması gerekir.
Onama kararına bu sebeple katılmıyorum.
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/3994
K. 2005/9572
T. 29.9.2005
• ASGARİ İŞÇİLİK MİKTARININ KURUMCA TESPİTİ ( Yapılan İşin Niteliği Bünyesinde Kullanılan Teknoloji İşyerinin Büyüklüğü Benzer İşletmelerde Çalıştırılan İşçi Sayısı İlgili Meslek Kuruluşlarının Görüşü Gibi Unsurların Dikkate Alınması Gereği )
• RE’SEN PRİM TAHAKKUKU ( Asgari İşçilik Miktarının SSK Tarafından Hesaplanacağı )
• PRİM BORCUNA İTİRAZ VE İPTAL DAVASI ( Asgari İşçilik Miktarının Tespiti Üzerine SSK Tarafından Re’sen Tahakkuk Ettirilen Prim Borçlarına Karşı İşverenin Tebliğden Sonra Kuruma İtiraz Edebileceği )
• İTİRAZIN REDDİ HALİNDE DAVA ( Asgari İşçilik Miktarının Tespiti Üzerine SSK Tarafından Re’sen Tahakkuk Ettirilen Prim Borçlarına Karşı İşverenin Tebliğden Sonra İtirazın Reddi Nedeniyle İş Mahkemesinde Dava Açabileceği )
506/m. 79, 80
4958/m. 9
ÖZET : Dava, SSK tarafından re’sen tahakkuk ettirilen eksik işçilik prim ve gecikme zammı borcunun iptali talebine ilişkindir. İşin yürütümü bakımından gerekli olan asgari işçilik miktarı SSK tarafından re’sen hesaplanır. Asgari işçilik miktarının tespitinde, yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek kuruluşlarının görüşü gibi unsurların dikkate alınması gerekir. Asgari işçilik miktarının tespiti üzerine SSK tarafından re ‘sen tahakkuk ettirilen prim borçlarına karşı işveren tebliğden sonra kuruma itiraz edebileceği gibi itirazın reddi halinde, red kararının tebliğinden sonra iş mahkemesine dava açabilir. Asgari işçilik incelemesi teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu tür davaların çözümünde uzman bilirkişilerden rapor alınması gerekir.
DAVA : Davacı, davalı kurum tarafından re’sen tahakkuk ettirilen eksik işçilik prim ve gecikme zammı borcunun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Davanın yasal dayanağı 4792 Sayılı Kanunun 6. maddesidir.
İşin yürütümü için gerekli olan asgari işçilik miktarının kurumca re’sen hesaplanmasına ve buna göre belirlenecek sigorta primlerinin 506 Sayılı Kanunun 80. maddesine göre tahsiline imkan sağlayan 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 6. maddesindeki hüküm 08.12.1993 tarihinde 3917 Sayılı Kanunla yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu maddenin 12. fıkrası asgari işçilik miktarının tespitinde “…yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek ve kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurların” dikkate alınması gerektiğini belirtmiş, yasal düzenlemeye paralel olarak Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 34. maddesine eklenen 3 fıkra ile de “Asgari işçilik tespitinde göz önünde bulundurulacak esasların kurumca belirleneceği” öngörülmüştür.
Sosyal Sigortalar Kurumu yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümlerine dayanarak çeşitli tarihlerde yayınladığı genelge ve genel tebliğlerle uygulama esaslarını açıklamıştır. 6. maddede asgari işçilik miktarını tespite yönelik uygulamanın alanı, yani hangi tür işlerde yapılacağı açıkça belirlenmediği halde, kurum genelge ve genel tebliğlerinde bunu “ihaleli işler” ile “özel bina inşaatları” olarak sınırlandırmış, 4958 Sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme çerçevesinde ise 506 Sayılı Kanunun 79. maddesinin 12. fıkrasına eklenen hükümle bu husus yasal nitelik kazanmıştır.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 4792 Sayılı Kanunun 6. maddesine ilişkin uygulama esaslarına girmeden önce, asgari işçilik miktarının kurumca tespitine ilişkin yasal düzenlemenin yıllar itibariyle ne gibi değişikliklere uğradığını açıklamakta fayda görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere ilk defa 3917 Sayılı Kanunla yürürlüğe konulan “re’sen asgari işçilik tespiti” uygulaması kurumca uygulamanın başlatıldığı 01.01.1994 tarihinden 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 6. maddenin yürürlükten kaldırıldığı 04.10.2000 tarihine kadar devam etmiş, Anayasa Mahkemesi’nce 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin iptal edilmesi üzerine, 04.10.2000 ile 4958 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihleri arasında kurumun asgari işçilik miktarını tespit yetkisinin yasal dayanağı ortadan kalkmış, 4958 Sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle 506 Sayılı Kanunun 79 ve 130. maddelerinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde uygulama yeniden yasal niteliğe kavuşturulmuştur.
Dairemiz Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrası, yasal dayanağı ortadan kalktığı için kurumun asgari işçilik tespiti ve buna bağlı olarak prim tahakkuk ve tahsili yönüne gidemeyeceği yönünde kararlar vermiş ise de Hukuk Genel Kurulu’nun yasal boşluğun Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesi gereğince hakim tarafından doldurulması gerektiğine ilişkin kararlarını dikkate alarak yasal boşluk döneminde de mevcut yasa kuralları doğrultusunda kurumun asgari işçilik miktarını belirlemesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varmış ve Yargıtay içtihadı bu yönde oluşmuştur.
Bu durumda 3917 Sayılı Kanunla değişik 4792 Sayılı Kanunun 6. maddesi hükmünün, kurumca uygulamanın başlatıldığı 01.01.1994 ile 4958 Sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihleri arasında gerçekleşen asgari işçilik tespit işlemlerine uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda, asgari işçilik tespitine ilişkin kurum işlemi üzerine re’sen tahakkuk ettirilen prim borçlarına karşı işveren tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kuruma itiraz edebileceği gibi itirazın reddi halinde, red kararının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde iş mahkemesine dava açabilir. Asgari işçilik incelemesinin teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle mahkemenin bu tür davalarda çözüm için, konuda uzman bilirkişilerden rapor alması gerektiği, esasen uygulamanın da bu yönde olduğu tartışmasızdır.
Asgari işçilik tutarının hesaplanmasında, izlenecek yola gelince, özel bina inşaatlarında binanın ruhsatında kayıtlı alanı ( binanın ruhsatı mevcut değilse bu husus mahallinde yapılacak keşifle belirlenmelidir ) ile Bayındırlık Bakanlığı birim maliyet bedeli çarpımı sonucu bulunacak yaklaşık maliyet bedeline işin yapım tarihinde yürürlükte bulunan kurumca tespit edilmiş asgari işçilik oranının uygulanması sonucu elde edilecek miktarın asgari işçilik tutarı olarak kabul edilmesi, ihale konusu işlerde ise müteahhide ödenen toplam istihkak tutarının işin yapımı tarihinde yürürlükte olan asgari işçilik oranı ile çarpımı sonucu bulunacak asgari işçilik miktarına itibar edilmesi gerekir.
Somut olay yönünden işveren işin yapımında ileri teknoloji kullandığını ileri sürerek o iş için kurumca belirlenen asgari işçilik oranından daha düşük işçilik gerçekleştiğini iddia ettiğine göre bunun ispatı işverene aittir. Kuşkusuz bu iddia soyut tanık beyanlarına dayandırılamayacağından, işverenin bu iddiasını somut nitelikte delillerle ortaya koyması gerekir. Özellikle, işin niteliği dikkate alınarak yüksek teknoloji ürünü makine ve araçların işverenin ö işe dair makine parkında bulunup bulunmadığı ve fiilen kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalı, buna dair belgeler mahkemeye ibraz edilmelidir. Mahkemenin bu konuda yeterli araştırma yapmadığı görülmüştür.
Aynı şekilde yapılan işin niteliği veya işyerinin büyüklüğüne dair uyuşmazlıklarda, özel bina inşaatlarında proje, sözleşme, inşaat ruhsatı gibi belgeler, ihaleli işlerde ise proje, ihale, sözleşme, keşif özeti, hak ediş raporları ve sair belgeler getirtilerek incelenmeli, yazılı ve bir kısmı da resmi nitelikteki bu belgelerin aksini ispat külfetinin işverene ait olduğu ve aksinin aynı güç nitelikte belge ve kayıtlarla ispat olunabileceği, soyut nitelikteki tanık beyanlarına dayanılarak karar verilemeyeceği göz önünde tutulmalıdır. Keza, dava konusu işin makine parkında mevcut makine ve araçlarla yapıldığı iddia ediliyorsa, bunun işverence belgelendirilmesi, asıl işyerinin kurum tarafından ayrıca tescil edilmiş olması halinde bu husus dikkate alınarak asgari işçilik hesabı yapılmalıdır.
İşin, işyerinin devamlı sigortalıları ile yapıldığının, bu iş için ayrı işçi çalıştırmadığının ileri sürülmesi halinde, daimi işyeri sigortalılarının sayısı, niteliği, inceleme konusu işyerine mesafesi gibi hususlar dikkate alınarak, mahkemece bu işin daimi işçilerle yürütülmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır.
Öte yandan, çeşitli tarihlerde kurumca çıkarılan genelge ve genel tebliğlere ekli listelerde asgari işçilik oranları belirlendiğinden, işin yapıldığı dönemde yürürlükteki asgari işçilik oranlarının dikkate alınması gerekir. Listede açıklanan işi bölümlere ayırıp her biri için ayrı işçilik oranlan alınması da mümkün değildir. Ancak ihaleli işlerde bölümler halinde keşif özetine bağlanmış farklı ihale konulan varsa her biri için listede belirlenen asgari işçilik oranının esas alınması gerektiği kabul edilmelidir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.09.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/8333
K. 2005/14324
T. 30.12.2005
• EKSİK İŞÇİLİĞİN TESPİTİ ( Belirtilen Üç Bölüm Esas Alınarak Bu Bölümlere Genelge İle Belirlenen İşçilik Oranları Hakediş Miktarına Uygulanmak Suretiyle Bulunacak Toplam İşçilik Miktarının Tespitine Karar Verilmesi Gereği )
• ASGARİ İŞÇİLİK MİKTARININ TESPİTİ ( Belirtilen Üç Bölüm Esas Alınarak Bu Bölümlere Genelge İle Belirlenen İşçilik Oranları Hakediş Miktarına Uygulanmak Suretiyle Bulunacak Toplam İşçilik Miktarının Tespiti Gereği )
• İHALE İLE YAPILAN İNŞAAT İŞİ ( Eksik İşçilik/Borçlu Olunmadığının Tespiti – İlgili İş Bölümlerine Genelge İle Belirlenen İşçilik Oranları Hakediş Miktarına Uygulanmak Suretiyle Bulunacak Toplam İşçilik Miktarının Tespiti Gereği)
• HAK EDİŞ ( Borçlu Olunmadığının Tespiti – İlgili İş Bölümlerine Genelge İle Belirlenen İşçilik Oranları Hakediş Miktarına Uygulanmak Suretiyle Bulunacak Toplam İşçilik Miktarının Tespiti Gereği )
• BORÇLU OLUNMADIĞININ TESPİTİ (İlgili İş Bölümlerine Genelge İle Belirlenen İşçilik Oranları Hakediş Miktarına Uygulanmak Suretiyle Bulunacak Toplam İşçilik Miktarının Tespiti Gereği )
506/m.79, 80, 130
4792/m.6
ÖZET : Dava borçlu olunmadığının tespiti talebidir. Davacı şirkete verilen iş, ihale ile verilmiş olup, ihale sözleşmesi ve hakedişlerde belirlenen işler üç ana başlıkta toplanmaktadır. Bunlar onarım, makine ve elektrik ( tesisat )işidir. Mahkemece, belirtilen üç bölüm esas alınarak, bu bölümlere genelge ile belirlenen işçilik oranları hakediş miktarına uygulanmak suretiyle bulunacak toplam işçilik miktarının tespitine karar verilmesi gerekirken; bu üç ayrı işi de alt bölümlere ayıran ve genelge dışına çıkılarak belirlenen işçilik oranlarının iskontolu ihale bedeline uygulanması suretiyle işçilik miktarını belirleyen bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması isabetsizdir.
DAVA : Davacı, ihale ile alınan “Ç. A. Hastane Genel Onarım İnşaatı” işyerinden dolayı davalı Kuruma eksik işçilik nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : İşin yürütümü için gerekli olan asgari işçilik miktarının Kurumca resen hesaplanmasına ve buna göre belirlenecek sigorta primlerinin 506 sayılı Kanunun 80. maddesine göre tahsiline imkan sağlayan 4792 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun 6. maddesindeki hüküm 08.12.1993 tarihinde 3917 sayılı Kanunla yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu maddenin 12. fıkrası asgari işçilik miktarının tespitinde “… yapılan işin niteliği, bünyesinde kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı, ilgili meslek ve kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurların” dikkate alınması gerektiğini belirtmiş, yasal düzenlemeye paralel olarak Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 34. maddesine eklenen 3 fıkra ile de, “Asgari işçilik tespitinde gözönünde bulundurulacak esasların Kurumca belirleneceği” öngörülmüştür.
Sosyal Sigortalar Kurumu yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümlerine dayanarak çeşitli tarihlerde yayınladığı genelge ve genel tebliğlerle uygulama esaslarını açıklamıştır. 6. maddede asgari işçilik miktarını tespite yönelik uygulamanın alanı, yani hangi tür işlerde yapılacağı açıkça belirlenmediği halde, Kurum genelge ve genel tebliğlerinde bunu “ihaleli işler” ile “özel bina inşaatları” olarak sınırlandırmış, 4958 sayılı Kanunla getirilen yeni düzenleme çerçevesinde ise, 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin 12. fıkrasına eklenen hükümle bu husus yasal nitelik kazanmıştır.
Davanın yasal dayanağını teşkil eden 4792 sayılı Kanunun 6. maddesine ilişkin uygulama esaslarına girmeden önce, asgari işçilik miktarının Kurumca tespitine ilişkin yasal düzenlemenin yıllar itibariyle ne gibi değişikliklere uğradığını açıklamakta fayda görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere; ilk defa 3917 sayılı Kanunla yürürlüğe konulan “resen asgari işçilik tespiti” uygulaması Kurumca uygulamanın başlatıldığı 01.01.1994 tarihinden 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 6.maddenin yürürlükten kaldırıldığı 04.10.2000 tarihine kadar devam etmiş, Anayasa Mahkemesince 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin iptal edilmesi üzerine, 04.10.2000 ile 4958 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihleri arasında Kurumun asgari işçilik miktarını tespit yetkisinin yasal dayanağı ortadan kalkmış, 4958 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle 506 sayılı Kanunun 79 ve 130. maddelerinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde uygulama yeniden yasal niteliğe kavuşturulmuştur.
Dairemiz Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrası, yasal dayanağı ortadan kalktığı için Kurumun asgari işçilik tespiti ve buna bağlı olarak prim tahakkuk ve tahsili yönüne gidemeyeceği yönünde kararlar vermiş ise de; Hukuk Genel Kurulunun yasal boşluğun Türk Medeni Kanununun 1. maddesi gereğince hakim tarafından doldurulması gerektiğine ilişkin kararlarını dikkate alarak yasal boşluk döneminde de mevcut yasa kuralları doğrultusunda Kurumun asgari işçilik miktarını belirlemesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varmış ve Yargıtay içtihadı bu yönde oluşmuştur.
Bu durumda 3917 sayılı Kanunla değişik 4792 sayılı Kanunun 6. maddesi hükmünün, Kurumca uygulamanın başlatıldığı 01.01.1994 ile 4958 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihleri arasında gerçekleşen asgari işçilik tespit işlemlerine uygulanması gerekmektedir. Bu kapsamda, asgari işçilik tespitine ilişkin Kurum işlemi üzerine resen tahakkuk ettirilen prim borçlarına karşı işveren tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kuruma itiraz edebileceği gibi itirazın reddi halinde, red kararının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde iş mahkemesine dava açabilir. Asgari işçilik incelemesinin teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle mahkemenin bu tür davalarda çözüm için, konuda uzman bilirkişilerden rapor alması gerektiği, esasen uygulamanın da bu yönde olduğu tartışmasızdır.
Asgari işçilik tutarının hesaplanmasında, izlenecek yola gelince; özel bina inşaatlarında binanın ruhsatında kayıtlı alanı ( binanın ruhsatı mevcut değilse bu husus mahallinde yapılacak keşifle belirlenmelidir )ile Bayındırlık Bakanlığı birim maliyet bedeli çarpımı sonucu bulunacak yaklaşık maliyet bedeline, işin yapım tarihinde yürürlükte bulunan Kurumca tespit edilmiş asgari işçilik oranının uygulanması sonucu elde edilecek miktarın asgari işçilik tutarı olarak kabul edilmesi, ihale konusu işlerde ise, müteahhide ödenen toplam istihkak tutarının işin yapımı tarihinde yürürlükte olan asgari işçilik oranı ile çarpımı sonucu bulunacak asgari işçilik miktarına itibar edilmesi gerekir.
İşveren işin yapımında ileri teknoloji kullandığını ileri sürerek o iş için Kurumca belirlenen asgari işçilik oranından daha düşük işçilik gerçekleştiğini iddia ediyorsa bunun ispatı işverene aittir.Kuşkusuz bu iddia soyut tanık beyanlarına dayandırılamayacağının, işverenin bu iddiasını somut nitelikte delillerle ortaya koyması gerekir.Özellikle, işin niteliği dikkate alınarak yüksek teknoloji ürünü makine ve araçların işverenin o işe dair makine parkında bulunup bulunmadığı ve fiilen kullanılıp kullanılmadığı araştırılmalı, buna dair belgeler mahkemeye ibraz edilmelidir.
Aynı şekilde yapılan işin niteliği veya işyerinin büyüklüğüne dair uyuşmazlıklarda; özel bina inşaatlarında proje sözleşme, inşaat ruhsatı gibi belgeler, ihaleli işlerde ise proje, ihale, sözleşme, keşif özeti, hak ediş raporları ve sair belgeler getirtilerek incelenmeli, yazılı ve bir kısmı da resmi nitelikteki bu belgelerin aksini ispat külfetinin işverene ait olduğu ve aksinin aynı güç nitelikte belge ve kayıtlarla ispat olunabileceği, soyut nitelikteki tanık beyanlarına dayanılarak karar verilemeyeceği gözönünde tutulmalıdır.Keza, dava konusu işin makine parkında mevcut makine ve araçlarla yapıldığı iddia ediliyorsa, bunun işverence belgelendirilmesi, asıl işyerinin Kurum tarafından ayrıca tescil edilmiş olması halinde bu husus dikkate alınarak asgari işçilik hesabı yapılmalıdır.
İşin, işyeri devamlı sigortalıları ile yapıldığının bu iş için ayrı işçi çalıştırmadığının ileri sürülmesi halinde; daimi işyeri sigortalılarının sayısı, niteliği, inceleme konusu iş yerine mesafesi gibi hususlar dikkate alınarak, mahkemece bu işin daimi işçilerle yürütülmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır.
Öte yandan, çeşitli tarihlerde Kurumca çıkarılan genelge ve genel tebliğlere ekli listelerde asgari işçilik oranlan belirlendiğinden, işin yapıldığı dönemde yürürlükteki asgari işçilik oranlarının dikkate alınması gerekir. İhaleli işlerde bölümler halinde keşif özetine bağlanmış farklı ihale konulan varsa, her biri için listede belirlenen asgari işçilik oranının esas alınması gerektiği kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı şirkete verilen iş, ihale ile verilmiş olup, ihale sözleşmesi ve hakedişlerde belirlenen işler üç ana başlıkta toplanmaktadır. Bunlar onarım, makine ve elektrik ( tesisat )işidir. Mahkemece, belirtilen üç bölüm esas alınarak, bu bölümlere genelge ile belirlenen işçilik oranlan hakediş miktarına uygulanmak suretiyle bulunacak toplam işçilik miktarının tespitine karar verilmesi gerekirken; bu üç ayrı işi de alt bölümlere ayıran ve genelge dışına çıkılarak belirlenen işçilik oranlarının iskontolu ihale bedeline uygulanması suretiyle işçilik miktarını belirleyen bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması isabetsizdir.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.12.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/8501
K. 2005/12178
T. 28.11.2005
• BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ ( Yapılacak İş İnşaat İşlerinden Anlayan ve Özellikle Asgari İşçilik Oranı İle Miktarını Teknik Usullerle Saptamasını Bilen Bilirkişi Heyeti Oluşturulması Gerektiği )
• BİLİRKİŞİ HEYETİ ( Borçlu Olmadığının Tespiti – İnşaat İşlerinden Anlayan ve Özellikle Asgari İşçilik Oranı İle Miktarını Teknik Usullerle Saptamasını Bilen Bilirkişi Heyeti Oluşturulması Gerektiği )
• ASGARİ İŞÇİLİK ORAN VE MİKTARI ( Borçlu Olmadığının Tespiti – Bilirkişilerce Tespit Edilen Oranın Genelgedeki Oran İle Kurumca Bildirilen Oranlardan Farklı Olması Halinde Bunun Sebeplerini Somut Gerekçeleriyle Açıklattırmak Gerektiği )
• PRİM VE GECİKME ZAMMININ İPTALİ İSTEMİ ( Borçlu Olmadığının Tespiti – İnşaat İşlerinden Anlayan ve Özellikle Asgari İşçilik Oranı İle Miktarını Teknik Usullerle Saptamasını Bilen Bilirkişi Heyeti Oluşturulması Gerektiği )
2004/m.72
ÖZET : Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının iptaliyle, borcu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Yapılacak iş; inşaat işlerinden anlayan ve özellikle asgari işçilik oranı ile miktarını teknik usullerle saptamasını bilen bilirkişi heyete oluşturularak, bu heyete dava konusu tahakkuka ait işin gerçekleştirildiği tarihte geçerli olan birim fiyat analizlerinden de yararlanılmak ve SSK.’nun 16-192 sayılı Ek Genelgesindeki listede dava konusu iş için öngörülen işçilik oranı da dikkate alınmak suretiyle asgari işçilik oran ve miktarını tespit ettirmek, bilirkişilerce tespit edilen oranın genelgedeki oran ile Kurumca bildirilen oranlardan farklı olması halinde bunun sebeplerini somut gerekçeleriyle açıklattırmak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
DAVA : Davacı, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının iptaliyle, borcu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi M.Altan Çeliker tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
KARAR : Dava, işin yürütümü için bildirilmesi gereken asgari işçiliğin noksan olduğu gerekçesi ile Kurumca resen hesaplanan prim ve gecikme zammından dolayı borçlu olmadığının tesbiti ve kurum işlemlerinin iptaline ilişkindir.
Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacı şirketin ihale yoluyla içme suyu inşaatları işini aldığı, kurumca belirlenen 5,81 işçilik oranı üzerinden bildirim yapıldığı ancak ihale makamından “yükleniciye bu işten dolayı malzeme verildiğinin ve verilen malzemelerin ihale işinde olmadığının” bildirilmesi üzerine 16/192 sayılı Ek Genelge doğrultusunda Kurum Genel Müdürlüğünden görüş alındığı, Genel Müdürlüğün işçilik oranını % 10.19 olarak belirlemesi üzerine Kurumun resen hesaplama yaparak aradaki fark işçilik tutarını davacı işverenden istediği, davacının menfi tesbit ve iptal istemi ile açtığı dava sonucunda Mahkemenin bilirkişi heyetinden görüş alarak sonuca ulaştığı ancak bilirkişilerin soyut ve takdiri gerekçelerle asgari işçilik oranını % 3.726 olarak belirledikleri, bu oranın davacı tarafından kabul edilen % 5.81 işçilik oranının dahi altında olduğu, aradaki farklılıkların ve bilirkişi raporunun yetersizliğinin dikkate alınmadığı, Kurum itirazlarının da değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; inşaat işlerinden anlayan ve özellikle asgari işçilik oranı ile miktarını teknik usullerle saptamasını bilen bilirkişi heyete oluşturularak, bu heyete dava konusu tahakkuka ait işin gerçekleştirildiği tarihte geçerli olan birim fiyat analizlerinden de yararlanılmak ve SSK.’nun 16-192 sayılı Ek Genelgesindeki listede dava konusu iş için öngörülen işçilik oranı da dikkate alınmak suretiyle asgari işçilik oran ve miktarını tespit ettirmek, bilirkişilerce tespit edilen oranın genelgedeki oran ile Kurumca bildirilen oranlardan farklı olması halinde bunun sebeplerini somut gerekçeleriyle açıklattırmak ve sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde bulundurulmaksızın, asgari işçilik oranını somut dayanaklarını belirtmeyen teknik usullere aykırı bilirkişi raporu itibariyle sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.11.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/8162
K. 2008/3760
T. 20.3.2008
• ASGARİ İŞÇİLİK ORANI ( İşin Sigorta Müfettişine Aktarılarak Sigorta Müfettişince İşin Yürütümü İçin Gerekli Asgari İşçilik Miktarının Belirlenmesinde İşe Ait Asgari İşçilik Oranına %25 İndirim Uygulanmayacağı )
• RE’SEN TAHAKKUK ETTİRİLEN PRİM VE GECİKME ZAMMI ( İşçilik Uygulamasına İlişkin Ön İnceleme Sonucunda İşin Sigorta Müfettişine Aktarılarak Sigorta Müfettişince İşin Yürütümü İçin Gerekli Asgari İşçilik Miktarının Belirlenmesinde %25 İndirim Uygulanmayacağı )
• İŞİN SİGORTA MÜFETTİŞİNE AKTARILMASI ( Sigorta Müfettişince İşin Yürütümü İçin Gerekli Asgari İşçilik Miktarının Belirlenmesinde İşe Ait Asgari İşçilik Oranına %25 İndirim Uygulanmayacağı )
4792/m.6
ÖZET : Asgari işçilik uygulamasına ilişkin ön inceleme sonucunda işin sigorta müfettişine aktarılarak sigorta müfettişince; işin yürütümü için gerekli asgari işçilik miktarının belirlenmesinde, işe ait asgari işçilik oranına %25 indirim uygulanmayacaktır.
DAVA : Davacı, Kurumca re’sen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammından dolayı borçlu olmadığının tespiti ile bu işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Dava sonucu itibariyle, 4792 sayılı Kanun’un 3917 sayılı Kanunla değişik 6. maddesi kapsamında sigorta müfettişi raporuna dayanılarak, asgari işçilik oranının %25 eksiğinin uygulanmaması sebebiyle Kurumca re’sen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammından dolayı, davacının borçlu olmadığından bahisle ölçümleme işleminin iptali istemine ilişkindir.
07.03.1995 tarihli 16-105 Ek sayılı ve 17.11.1995 tarihli 16-118 Ek sayılı Kurum genelgelerine göre, özel bina inşaatları ile ihale konusu işlere ait işyerlerinde; müfettiş incelemesi yapılması yerine ön inceleme ile “asgari İşçilik uygulaması” sonucu Kurumca belirlenen baraj esas alınmak suretiyle yeterli işçilik bildiriminde bulunduğu saptanan işverenlere ilişiksizlik belgesi verilerek işyeri dosyaları tasfiye edilmekte; yine, bu baraja göre eksik işçilik bildiriminde bulunulan işyerleri ise, sigorta müfettişi incelemesine tabi tutularak re’sen prim tahakkuk ettirilmektedir. Bu kapsamda, asgari işçilik uygulamasına ilişkin ön değerlendirme aşamasında; işverenlerce, baraj üzerinde işçilik bildiriminde bulunulup bulunulmadığının denetlenmesinde; özel bina inşaatına, ya da ihale konusu işlere ait işçilik oranları %25 eksiltilerek uygulanmaktadır. 16.01.2004 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 38/a maddesi hükmünde de; benzer şekilde, ihale yoluyla yaptırılacak her türlü işe ilişkin olarak ünitece yapılacak araştırmada; toplam istihkak tutarına ( KDV hariç malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil olmak üzere ), işe ait asgari işçilik oranının %25 eksiltilmesi suretiyle uygulanacağı hususu öngörülmüştür.
Anılan maddenin “Ortak Hükümler” başlıklı ( c ) bendi ise, “Araştırma yapılırken, ihale konusu işlerde kesin kabulün ya da geçici kabulün noksansız yapıldığı, bina inşaatı işyerlerinde de, inşaatın bitirildiği tarihe kadar Kuruma bildirilmiş olan işçilik miktarı dikkate alınır.
Araştırma yapılmasına imkan bulunmayan veya gerekli görülen hallerde, işin yürütümü için gerekli olan asgari işçilik miktarı sigorta müfettişince tespit olunur.
Ünitece hesaplanan borcun yapılan tebligata rağmen ödenmeyeceğinin bildirilmesi veya tebligatta belirtilen sürede bildirimde bulunulmaması durumunda sigorta müfettişince inceleme yapılır.
Sigorta müfettişince inceleme yapılmasına başlanıldıktan sonra inceleme sonucuna göre işlem yapılır … ” düzenlemesini içermektedir.
Bu kapsamda, asgari işçilik uygulaması konusunda Kurum ünitesince yapılan ön değerlendirme aşamasında; işverenlerce, işin gerçekleştirilebilmesi için gerekli asgari işçilik oranında işçilik bildiriminde bulunulup bulunulmadığının denetlenmesinde; özel bina inşaatı veya ihale konusu işlere ait işçilik oranları %25 eksiltilerek uygulanmaktadır. Yine, Sosyal Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin yukarıda değinilen düzenlemesiyle; ihale yoluyla yaptırılacak her türlü işe ilişkin olarak yapılacak incelemede, işin kesin kabulünün, ya da geçici kabulünün noksansız olarak yapıldığı tarihten sonra ve işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi ( KDV ) hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil toplam istihkak tutarının esas alınacağı öngörülmüştür. Ancak, asgari işçilik uygulamasına ilişkin ön inceleme sonucunda işin sigorta müfettişine aktarılması ve işin yürütümü için gerekli asgari işçilik miktarının sigorta müfettişince belirlenmesi aşamasında; işe ait asgari işçilik oranına %25 indirim uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Zira, ünitece yapılan inceleme aşamasında, kayıt ve belge incelemesi yapılmamakta, herhangi bir faturanın ihale bedeli veya salt işçilik miktarından mahsubu söz konusu olmamaktadır. Müfettiş incelemesi aşamasında ise, malzemeli işçilik faturaları toplam hakedişten, salt işçilik içeren faturalar ise, bildirilmesi gereken işçilik tutarından düşülmekte ve eksik işçilik buna göre saptanmaktadır.
Ne ki, asgari işçilik uygulamasına ilişkin ön inceleme sonucunda işin sigorta müfettişine aktarılarak sigorta müfettişince, işin yürütümü için gerekli asgari işçilik miktarının belirlenmesinde, işe ait asgari işçilik oranına %25 indirim uygulanmayacaktır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu, davanın reddi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), 20.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2008/8162
K. 2008/3760
T. 20.3.2008
• ASGARİ İŞÇİLİK ORANI ( Sigorta Müfettişince İşin Yürütümü İçin Gerekli Asgari İşçilik Miktarının Belirlenmesinde İşe Ait Asgari İşçilik Oranına %25 İndiriminin Uygulanmayacağı )
• BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİ ( Prim ve Gecikme Zammından Dolayı – İşin Yürütümü İçin Gerekli Asgari İşçilik Miktarının Belirlenmesinde İşe Ait Asgari İşçilik Oranına %25 İndiriminin Uygulanmayacağı )
• RESEN TAHAKKUK ETTİRİLEN PRİM VE GECİKME ZAMMI ( Borçlu Olmadığının Tespiti – Sigorta Müfettişince İşin Yürütümü İçin Gerekli Asgari İşçilik Miktarının Belirlenmesinde İşe Ait Asgari İşçilik Oranına %25 İndiriminin Uygulanmayacağı )
• İŞİN SİGORTA MÜFETTİŞİNE AKTARILMASI ( Prim ve Gecikme Zammından Dolayı Borçlu Olmadığının Tespiti – Sigorta Müfettişince İşin Yürütümü İçin Gerekli Asgari İşçilik Miktarının Belirlenmesinde İşe Ait Asgari İşçilik Oranına %25 İndiriminin Uygulanmayacağı )
4792/m.6
ÖZET : Asgari işçilik uygulamasına ilişkin ön inceleme sonucunda işin sigorta müfettişine aktarılarak sigorta müfettişince; işin yürütümü için gerekli asgari işçilik miktarının belirlenmesinde, işe ait asgari işçilik oranına %25 indirim uygulanmayacaktır.
DAVA : Davacı, Kurumca resen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammından dolayı borçlu olmadığının tespiti ile bu işlemin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Dava sonucu itibariyle, 4792 sayılı Kanun’un 3917 sayılı Kanun’la değişik 6. maddesi kapsamında sigorta müfettişi raporuna dayanılarak, asgari işçilik oranının %25 eksiğinin uygulanmaması sebebiyle Kurumca resen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammından dolayı, davacının borçlu olmadığından bahisle ölçümleme işleminin iptali istemine ilişkindir.
07.03.1995 tarihli 16-105 Ek sayılı ve 17.11.1995 tarihli 16-118 Ek sayılı Kurum genelgelerine göre, özel bina inşaatları ile ihale konusu işlere ait işyerlerinde; müfettiş incelemesi yapılması yerine ön inceleme ile “asgari işçilik uygulaması” sonucu Kurumca belirlenen baraj esas alınmak suretiyle yeterli işçilik bildiriminde bulunduğu saptanan işverenlere ilişiksizlik belgesi verilerek işyeri dosyaları tasfiye edilmekte; yine, bu baraja göre eksik işçilik bildiriminde bulunulan işyerleri ise, sigorta müfettişi incelemesine tabi tutularak resen prim tahakkuk ettirilmektedir. Bu kapsamda, asgari işçilik uygulamasına ilişkin ön değerlendirme aşamasında; işverenlerce, baraj üzerinde işçilik bildiriminde bulunulup bulunulmadığının denetlenmesinde; özel bina inşaatına, ya da ihale konusu işlere ait işçilik oranları %25 eksiltilerek uygulanmaktadır. 16.01.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 38/a maddesi hükmünde de; benzer şekilde, ihale yoluyla yaptırılacak her türlü işe ilişkin olarak ünitece yapılacak araştırmada; toplam istihkak tutarına ( KDV hariç malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil olmak üzere ), işe ait asgari işçilik oranının %25 eksiltilmesi suretiyle uygulanacağı hususu öngörülmüştür.
Anılan maddenin “Ortak Hükümler” başlıklı ( c ) bendi ise, “Araştırma yapılırken, ihale konusu işlerde kesin kabulün ya da geçici kabulün noksansız yapıldığı, bina inşaatı işyerlerinde de, inşaatın bitirildiği tarihe kadar Kuruma bildirilmiş olan işçilik miktarı dikkate alınır.
Araştırma yapılmasına imkan bulunmayan veya gerekli görülen hallerde, işin yürütümü için gerekli olan asgari işçilik miktarı sigorta müfettişince tespit olunur.
Ünitece hesaplanan borcun yapılan tebligata rağmen ödenmeyeceğinin bildirilmesi veya tebligatta belirtilen sürede bildirimde bulunulmaması durumunda sigorta müfettişince inceleme yapılır.
Sigorta müfettişince inceleme yapılmasına başlanıldıktan sonra inceleme sonucuna göre işlem yapılır…” düzenlemesini içermektedir.
Bu kapsamda, asgari işçilik uygulaması konusunda Kurum ünitesince yapılan ön değerlendirme aşamasında; işverenlerce, işin gerçekleştirilebilmesi için gerekli asgari işçilik oranında işçilik bildiriminde bulunulup bulunulmadığının denetlenmesinde; özel bina inşaatı veya ihale konusu işlere ait işçilik oranları %25 eksiltilerek uygulanmaktadır. Yine, Sosyal Sigortalar Kurumu Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin yukarıda değinilen düzenlemesiyle; ihale yoluyla yaptırılacak her türlü işe ilişkin olarak yapılacak incelemede, işin kesin kabulünün, ya da geçici kabulünün noksansız olarak yapıldığı tarihten sonra ve işverene ödenmesi gereken Katma Değer Vergisi ( KDV ) hariç, malzeme fiyat farkı ve akreditif bedeli dahil toplam istihkak tutarının esas alınacağı öngörülmüştür. Ancak, asgari işçilik uygulamasına ilişkin ön inceleme sonucunda işin sigorta müfettişine aktarılması ve işin yürütümü için gerekli asgari işçilik miktarının sigorta müfettişince belirlenmesi aşamasında; işe ait asgari işçilik oranına %25 indirim uygulanmasına olanak bulunmamaktadır. Zira, ünitece yapılan inceleme aşamasında, kayıt ve belge incelemesi yapılmamakta, herhangi bir faturanın ihale bedeli veya salt işçilik miktarından mahsubu söz konusu olmamaktadır. Müfettiş incelemesi aşamasında ise, malzemeli işçilik faturaları toplam hakedişten, salt işçilik içeren faturalar ise, bildirilmesi gereken işçilik tutarından düşülmekte ve eksik işçilik buna göre saptanmaktadır.
Ne ki, asgari işçilik uygulamasına ilişkin ön inceleme sonucunda işin sigorta müfettişine aktarılarak sigorta müfettişince, işin yürütümü için gerekli asgari işçilik miktarının belirlenmesinde, işe ait asgari işçilik oranına %25 indirim uygulanmayacaktır. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu, davanın reddi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle ( BOZULMASINA ), 20.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
10. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/12572
K. 2007/20695
T. 10.12.2007
• EK PRİM TAHAKKUKU ( Konu Olan İşin Yapıldığı Dönemde Yürürlükteki Tebliğe Göre Dava Konusu İnşaat Bir Bütün Olarak Ele Alınarak İnşaatın Hangi Sınıfa Girdiği ve Birim Maliyet Bedellerinin Belirlenmesi Gerektiği )
• ASGARİ İŞÇİLİK TUTARI ( Geçerli Nedene Dayanmayan Değer Azalışı Gerekçesiyle Kurumca Belirlenen Asgari İşçilik Miktarından İndirim Yapılamayacağı da Gözetilerek Oluşacak Sonuca Göre Karar Verilmesi Gerektiği )
• GECİKME FAİZİ TAHAKKUKUNUN TERKİNİ ( Ek Prim Tahakkukuna Konu İşin Yapıldığı Dönemde Yürürlükteki Tebliğe Göre Dava Konusu İnşaat Bir Bütün Olarak Ele Alınarak İnşaatın Hangi Sınıfa Girdiği ve Birim Maliyet Bedellerinin Belirlenmesi Gerektiği )
4792/m. 6
506/m. 79,80
ÖZET : Davacı, ek prim ve gecikme faizi tahakkukunun terkinine karar verilmesini istemiştir. Ek prim tahakkukuna konu işin yapıldığı dönemde yürürlükteki tebliğe göre dava konusu inşaat bir bütün olarak ele alınarak, inşaatın hangi sınıfa girdiği ve birim maliyet bedelleri belirlenmeli, Kurumun belirlediğinden farklı ise nedeni belirtilmeli, geçerli nedene dayanmayan değer azalışı gerekçesiyle Kurumca belirlenen asgari işçilik miktarından indirim yapılamayacağı da gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
DAVA : Davacı, ek prim ve gecikme faizi tahakkukunun terkinine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Dava, hukuki nitelikçe, davacı tarafından üstlenilen ve bitirilen çırçır ve prese fabrikası inşaatı işi nedeniyle 4792 sayılı Kanun’un 3917 sayılı Kanun’la değişik 6. maddesi kapsamında sigorta müfettişi raporuna dayanılarak Kurumca re’sen tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammından dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti, ölçümleme işleminin iptali ve yersiz ödenen tutarın geri verilmesi istemine ilişkindir.
Önceki bozma kararlarımızda “yapılardaki değer azalışı gerekçesiyle indirime gidilerek maliyet bedellerinin eksik hesaplanması” kesin bozma sebebi sayılmış, ayrıca tüm binaların maliyet hesabında 2002 yılının 1999 yılına göre eskalasyon katsayısı esas alınarak belirlenen m2 birim fiyatları ile Kurumun esas aldığı birim fiyatı arasındaki farkın neden ileri geldiği, Kurumca yapı sınıfı 4/A olarak belirlenerek işçilik hesabı buna göre yapılmış olmasına rağmen, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda ise Kurumca belirlenen birim maliyet fiyatlarının gerekçesi ve dayanağı açıklanmadan 3A ve 2A olarak değerlendirilerek buna göre maliyet ve işçilik hesabının yapılmış olması isabetsiz bulunarak bu yönde gerekli araştırma yapılması istenmiştir. Mahkemece her iki konuda bozma kararına uyulmasına karar verildiği halde, bozma öncesi hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun yetersiz bulunmuş olduğu dikkate alınmadan, aynı bilirkişiden ek rapor alınarak ve bozma gereği yerine getirilmeyerek eski kararın verilmiş olması isabetsizdir.
Öncelikle; müfettiş raporunda ruhsatta inşaat sınıfının “4” olduğunun belirtilmesi karşısında, davaya konu fabrika inşaatına ait ruhsat getirtilmeli, çeşitli tarihlerde Bayındırlık Bakanlığı’nca yayınlanan inşaat birim maliyetleri hakkındaki tebliğlerde, birim maliyet bedelleri belirlendiğinden, işin yapıldığı dönemde yürürlükteki tebliğe göre, dava konusu fabrika inşaatı işi bir bütün olarak ele alınarak, inşaatın hangi sınıfa girdiği ve birim maliyet bedelleri belirlenmeli, Kurumca yapılan belirlemeden farklı olması halinde gerekçeleri gösterilmelidir. İnşaatın bölümlere ayrılarak, her biri için ayrı yapı sınıfı ve birim maliyet bedelleri tespit edilmesinin de mümkün olamayacağı gözetilmelidir. Ayrıca, önceki bozma kararlarımızda da belirtildiği üzere geçerli bir nedene dayanmadığı halde değer azalışı gerekçesiyle Kurumca belirlenen asgari işçilik miktarından da indirim yapılmamalıdır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yapılarak, yeniden konusunda uzman bir başka bilirkişi veya bilirkişi heyetinden rapor alınarak, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA , 10.12.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
21. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/7272
K. 2006/3861
T. 13.4.2005
• PRİM VE GECİKME ZAMMI BORCU OLMADIĞININ TESPİTİ ( Müfettiş İncelemesine Dayanan Tespitleri ve Raporun Aksini Kanıtlamadığından Rapor Doğrultusunda Belirlenen Noksan İşçilik Miktarı Esas Alınarak Hesaplanmış Bu Borçtan da Sorumlu Olduğu )
• ASGARİ İŞÇİLİK UYGULAMASI ( İşçilik Miktarını Ödeyip Aynı Zamanda Müfettiş İncelemesi Talep Etmeyeceği Yönünde Talepte Bulunmadığına Göre Yapılan İş İçin Genelgede Öngörülen İşçilik Oranından İndirim Yapılması Yönündeki Uygulamadan Yararlanamayacağı )
• İHALEYE DAYALI SÖZLEŞME YAPAN ŞİRKET ( Müfettiş İncelemesine Dayanan Tespitleri ve Raporun Aksini Kanıtlamadığından Rapor Doğrultusunda Belirlenen Noksan İşçilik Miktarı Esas Alınarak Hesaplanmış Prim ve Gecikme Zammından da Sorumlu Olduğu )
• İŞÇİLİK ORANINDA İNDİRİM ( Prim ve Gecikme Zammı Borcu Olmadığının Tespiti – Asgari İşçilik Miktarını Ödeyip Aynı Zamanda Müfettiş İncelemesi Talep Etmeyeceği Yönünde Talepte Bulunmadığına Göre Yapılan İş İçin Genelgede Öngörülen İşçilik Oranından İndirim Yapılması Yönündeki Uygulamadan Yararlanamayacağı )
506/m.79, 80
ÖZET : Davacı, prim ve gecikme zammı borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacı, şirketin ihaleye dayanan sözleşme ile yapımını üstlendiği inşaat işini bitirdiği halde bu durumu kuruma bildirme yükümlülüğünü yerine getirmediği, kurumca ihale, makamından verilen bilgilere dayanılarak yapılan inceleme sonucu işçiliğin noksan bildirildiği tespit edilerek noksan primin ödenmesi bakımından tebligat yapılmasına rağmen ödemede bulunmadığı, gereksiz yazışmalara sebebiyet verdiği, nihayet müfettiş incelemesi başladıktan sonra ödeme yaptığı görülmektedir. Davacı, asgari işçilik uygulaması gereğince Kurum ünitesince yapılan ön incelemede belirlenen asgari işçilik miktarını ödeyip aynı zamanda müfettiş incelemesi talep etmeyeceği yönünde talepte bulunmadığına göre yapılan iş için genelgede öngörülen % 9 işçilik oranından % 25 indirim yapılması yönündeki uygulamadan yararlanamayacağı gibi müfettiş incelemesine dayanan tespitleri ve raporun aksini kanıtlamadığından rapor doğrultusunda belirlenen noksan işçilik miktarı esas alınarak hesaplanmış prim ve gecikme zammından da sorumludur.
DAVA : Davacı, prim ve gecikme zammı borcu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
KARAR : Dava, bildirilmesi gerekli işçiliğin noksan olduğu gerekçesi ile Kurumca tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammının iptaliyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
İddia, savunma ve dosya içeriğine göre; dava konusu tahakkuka ait işin davacı şirketin iller Bankasından ihaleye dayanan sözleşme ile yapımını üstlendiği” Rize İli İyidere Belediye Hizmet Binası” inşaatı olduğu tartışmasızdır. Uyuşmazlık; davacının, Kurum ünitesince yapılan ön incelemede tespit edilen miktardan mı yoksa müfettiş incelemesi sonucu düzenlenen rapor doğrultusunda yapılan tahakkukla belirlenen miktardan mı sorumlu olması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Kurumca 3917 sayılı Yasa’ya dayanılarak 01.01.1994 tarihinden itibaren ihaleli işlerle özel bina işlerinde başlattığı ve hala devam eden asgari işçilik uygulamasına göre müfettiş incelemesine gitmeden ilişiksizlik belgesi verilmesi dosya memurunca saptanan noksan işçiliğin karşılığı prim ve gecikme zammının ödenmesi ve aynı zamanda müfettiş incelemesi talep edilmeyeceğinin taahhüt edilmesine bağlı olup; bu halde işçiliğin tespitine esas alınacak matraha değere, konuya ilişkin genelgede yapılan iş için öngörülmüş işçilik oranının % 25 eksiği uygulanır. Somut olayda; davacı, şirketin ihaleye dayanan sözleşme ile yapımını üstlendiği inşaat işini bitirdiği halde bu durumu kuruma bildirme yükümlülüğünü yerine getirmediği, kurumca ihale, makamından verilen bilgilere dayanılarak yapılan inceleme sonucu işçiliğin noksan bildirildiği tespit edilerek noksan primin ödenmesi bakımından tebligat yapılmasına rağmen ödemede bulunmadığı, gereksiz yazışmalara sebebiyet verdiği, nihayet müfettiş incelemesi başladıktan sonra ödeme yaptığı görülmektedir. Davacı, asgari işçilik uygulaması gereğince Kurum ünitesince yapılan ön incelemede belirlenen asgari işçilik miktarını ödeyip aynı zamanda müfettiş incelemesi talep etmeyeceği yönünde talepte bulunmadığına göre yapılan iş için genelgede öngörülen % 9 işçilik oranından % 25 indirim yapılması yönündeki uygulamadan yararlanamayacağı gibi müfettiş incelemesine dayanan tespitleri ve raporun aksini kanıtlamadığından rapor doğrultusunda belirlenen noksan işçilik miktarı esas alınarak hesaplanmış prim ve gecikme zammından da sorumludur.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında; yapılan ödemenin hükmün infazı aşamasında nazara alınmak üzere davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
